24.1 C
İstanbul
Pazar, Temmuz 19, 2026

Almanya, BM Güvenlik Konseyi Seçimlerinde Tarihi Yenilgi Yaşadı

Yazıyı Paylaş

Berlin – Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2027-2028 dönemi geçici üyelik seçimlerinde Almanya beklenmedik bir yenilgi aldı. Bugüne kadar aday olduğu tüm seçimleri kazanarak Güvenlik Konseyi’nde altı kez geçici üyelik yapan Almanya, bu kez gerekli desteği sağlayamayarak yarış dışında kaldı. Sonuç, Berlin’de büyük şaşkınlık yaratırken, hükümetin dış politika performansına yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi.

Portekiz ve Avusturya Kazandı

BM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen gizli oylamada, “Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu” adına yarışan Almanya, rakipleri Portekiz ve Avusturya’nın gerisinde kaldı. Oylama sonuçlarını BM Genel Kurulu Başkanı ve Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock açıkladı.

Sonuçlara göre Portekiz 134, Avusturya ise 131 oy aldı. Almanya ise yalnızca 104 ülkenin desteğini kazanabildi. Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilebilmek için BM üyelerinin üçte ikisinin oyunu almak gerekiyor. Bu da tüm üyelerin oy kullanması halinde en az 128 oy anlamına geliyor.

Almanya’nın ilk turda elenmesi, ülkenin diplomatik çevrelerinde “soğuk duş etkisi” yarattı.

Bir İlkin Yaşandığı Seçim

1990 yılında Almanya’nın yeniden birleşmesinden sonra Berlin yönetimi her sekiz yılda bir Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine aday olmuş ve tüm seçimlerden başarıyla çıkmıştı. Son olarak 2019-2020 döneminde görev yapan Almanya, o seçimde 190 oyun 184’ünü alarak güçlü bir destek elde etmişti.

Ancak bu kez tablo tamamen farklı oldu. Almanya’nın 104 oyda kalması, uluslararası arenada ülkenin etkisinin sorgulanmasına neden oldu. Uzmanlar, sonucun yalnızca seçim kampanyasındaki eksikliklerle açıklanamayacağını, aynı zamanda Almanya’nın son yıllarda izlediği dış politikanın da önemli rol oynadığını belirtiyor.

Merz Hükümetine Ağır Darbe

Seçim sonucu özellikle Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki hükümet açısından ciddi bir siyasi başarısızlık olarak değerlendiriliyor. Merz hükümeti göreve geldiğinden bu yana Almanya’nın uluslararası etkisini artırmayı ve ülkeyi küresel siyasette daha görünür bir aktör haline getirmeyi hedefliyordu.

Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da seçim öncesinde yoğun diplomatik temaslarda bulunmuştu. New York’a giderek oy kullanacak ülkelerin temsilcileriyle görüşen Wadephul, özellikle kararsız ülkelerin desteğini almaya çalışmıştı.

Seçim öncesinde Avusturyalı mevkidaşı Beate Meinl-Reisinger ve Portekizli mevkidaşı Paulo Rangel ile birlikte verdiği pozitif görüntüler ve iyimser açıklamalar da sonuçları değiştirmeye yetmedi.

Alman medyası sonuçları “ağır yenilgi”, “diplomatik fiyasko” ve “Merz hükümeti için ciddi darbe” şeklinde yorumladı.

Almanya’nın Elini Ne Zayıflattı?

Diplomatik çevrelerde yenilginin nedenleri üzerine çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. İlk dikkat çeken unsur, Almanya’nın seçim kampanyasına rakiplerinden daha geç başlaması oldu. Berlin yönetimi adaylık çalışmalarını 2020 yılında başlatırken, Portekiz ve Avusturya daha uzun süredir destek topluyordu.

Ancak gözlemcilere göre asıl belirleyici faktör Almanya’nın son dönemdeki dış politika tercihleri oldu.

Özellikle Gazze’de devam eden savaş sırasında Almanya’nın İsrail’e verdiği güçlü destek birçok ülkenin eleştirisine neden olmuştu. İsrail’e yönelik uluslararası hukuk ihlalleri ve soykırım suçlamaları konusunda Berlin’in ihtiyatlı ve çekimser tavır sergilediği yönündeki değerlendirmeler, özellikle Küresel Güney ülkelerinde tepkiyle karşılandı.

Bunun yanında Almanya’nın ABD’nin İran ve Venezuela politikalarına yönelik sessiz tutumu da bazı ülkelerin Berlin’e mesafeli yaklaşmasına yol açtı. BM’de oy kullanan çok sayıda ülkenin, Almanya’nın dış politikada bağımsız bir çizgi izlemek yerine Batılı müttefiklerinin politikalarına yakın durduğunu düşündüğü belirtiliyor.

BM’ye En Fazla Katkı Yapan Ülkelerden Biri

Almanya’nın seçimlerde başarısız olması, ülkenin BM sistemine yaptığı büyük mali katkılar nedeniyle daha da dikkat çekici bulundu.

Almanya, aidat ödemeleri açısından ABD, Çin ve Japonya’nın ardından BM’ye en fazla katkı yapan dördüncü ülke konumunda bulunuyor. Barış gücü operasyonlarına yapılan finansman ve gönüllü katkılar da hesaba katıldığında Almanya, BM’ye en fazla destek sağlayan ikinci ülke olarak öne çıkıyor.

Buna rağmen mali katkıların siyasi destek anlamına gelmediği bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Güvenlik Konseyi’nin Önemi

United Nations Security Council, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından sorumlu en önemli BM organı olarak kabul ediliyor. Konseyde ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Birleşik Krallık olmak üzere veto yetkisine sahip beş daimi üye bulunuyor. Bunların yanında iki yıllığına seçilen on geçici üye görev yapıyor.

Geçici üyeler veto hakkına sahip olmasa da uluslararası krizler, yaptırımlar, barış operasyonları ve çatışmalarla ilgili karar süreçlerinde önemli rol oynuyor.

Bu nedenle Güvenlik Konseyi üyeliği, ülkelerin küresel diplomasi içindeki etkisini artıran önemli bir platform olarak görülüyor.

Berlin İçin Uyarı Niteliğinde Sonuç

Uzmanlar, Almanya’nın aldığı sonucun yalnızca bir seçim yenilgisi olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Sonuç aynı zamanda Berlin’in uluslararası toplum içindeki algısına ilişkin önemli mesajlar içeriyor.

Almanya uzun yıllardır BM Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelik talebini dile getiriyor. Ancak geçici üyelik seçiminde yaşanan bu başarısızlık, ülkenin küresel destek düzeyinin eskisi kadar güçlü olmayabileceğini gösterdi.

Birçok analiste göre seçim sonucu, Almanya’nın özellikle Küresel Güney ülkeleriyle ilişkilerini yeniden değerlendirmesi ve dış politika önceliklerini gözden geçirmesi gerektiğine işaret ediyor. Berlin yönetiminin önümüzdeki dönemde bu diplomatik mesajı nasıl okuyacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

İlginizi Çekebilir