Dünyanın en büyük yatırım bankalarından biri olan Goldman Sachs, Türkiye ekonomisine ilişkin yayımladığı yeni analiz raporunda yıl sonu enflasyon beklentisini yukarı yönlü revize etti. ABD ile İran arasında sağlanan diplomatik normalleşmenin küresel ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendiren banka, Türkiye açısından büyüme-enflasyon ilişkisine dikkat çekerek 2026 yılı sonu tüketici enflasyonu tahminini yüzde 27,5’ten yüzde 29’a çıkardı.
Uluslararası piyasalarda yakından takip edilen raporda, Türkiye ekonomisindeki temel makroekonomik göstergeler ayrıntılı şekilde incelendi. Goldman Sachs ekonomistleri, özellikle ekonomik büyüme, iç talep, enerji fiyatları ve döviz kuru hareketlerinin enflasyon üzerindeki etkilerinin geçmiş yıllara kıyasla farklı bir görünüm sergilediğini vurguladı.
Büyüme ve Enflasyon Arasındaki Bağ Güçleniyor
Analizde, Türkiye ekonomisinin dinamiklerini daha doğru ölçmek amacıyla zaman içinde değişen ilişkileri dikkate alan “Macro Random Forest” (MRF) modelinin kullanıldığı belirtildi. Banka, bu modelin ortaya koyduğu sonuçların, geçmiş dönemde hâkim olan bazı ekonomik varsayımları sorguladığını ifade etti.
Goldman Sachs’a göre, daha önce enflasyonun temel belirleyicisi olarak görülen döviz kuru geçişkenliği önemini korusa da ekonomik büyüme ve iç talebin fiyatlar üzerindeki etkisi beklenenden daha güçlü hale gelmiş durumda.
Raporda, ekonomik aktivitenin yavaşladığı dönemlerde çekirdek enflasyonun da gerileme eğilimine girdiği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
“Talep koşullarındaki zayıflama ile enflasyondaki düşüşün eş zamanlı gerçekleştiği bir süreç gözleniyor. Bu durum, büyüme performansının enflasyon görünümü açısından geçmişe kıyasla daha kritik bir değişken haline geldiğini gösteriyor.”
Uzmanlar, söz konusu değerlendirmeyi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikasının sonuçları açısından da önemli görüyor. İç talebin kontrol altına alınmasıyla birlikte fiyat artışlarının yavaşlamasının mümkün olduğu ancak ekonomik büyümenin de bundan olumsuz etkilenebileceği belirtiliyor.
Petrol Fiyatlarında Doğrudan Etki Azalıyor
Raporda enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki rolü de ayrıntılı şekilde ele alındı. Goldman Sachs ekonomistleri, petrol fiyatlarındaki yükselişlerin geçmiş yıllarda doğrudan maliyet baskısı yarattığını ancak son dönemde bu etkinin görece zayıfladığını ifade etti.
Buna karşın petrol fiyatlarının enflasyon beklentileri üzerinden dolaylı etkisini sürdürdüğü vurgulandı. Özellikle işletmelerin ve tüketicilerin gelecekteki fiyat artışlarına ilişkin beklentilerinin, çekirdek enflasyon üzerinde önemli bir belirleyici olmaya devam ettiği kaydedildi.
Ekonomistler, beklentiler kanalının güçlü kalmasının enflasyonla mücadelede para politikalarının etkisini sınırlayabilecek unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.
Döviz Kuru Geçişkenliği Hâlâ Yüksek
Goldman Sachs raporunda döviz kuru hareketlerinin fiyatlar üzerindeki etkisine ilişkin de dikkat çekici tespitler yer aldı.
2021-2023 döneminde Türk lirasındaki sert değer kayıplarının ardından kur geçişkenliğinin yüzde 60 seviyelerine kadar yükseldiği hatırlatılan analizde, son dönemde bu oranın gerilemesine rağmen hâlen yüksek seviyelerde bulunduğu belirtildi.
Rapora göre, uygulanan ortodoks para politikaları sayesinde döviz kuru kaynaklı enflasyon baskısı kısmen azalmış olsa da fiyatlama davranışlarında kurun etkisi tamamen ortadan kalkmış değil.
Ekonomistler, özellikle ithalata bağımlı sektörlerde döviz kuru hareketlerinin maliyetler üzerinde belirleyici olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Dolarizasyonda Sınırlı Artış Beklentisi
Bankanın dikkat çektiği bir diğer unsur ise dolarizasyon eğilimi oldu. Raporda, Türk lirasındaki değer kaybı sürecinin devam ettiği ancak bunun henüz güçlü bir döviz talebine dönüşmediği ifade edildi.
Goldman Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın finansal istikrarı koruma amacıyla kontrollü kur ayarlamalarına izin verebileceğini değerlendirirken, döviz talebindeki olası artışların yakından izleneceğini belirtti.
Banka, mevcut koşullarda vatandaşların ve şirketlerin dövize yöneliminin geçmiş dönemlere göre daha sınırlı kaldığını, bunun da para politikası açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu kaydetti.
Faizlerde Sabit Beklentisi Korunuyor
Raporun para politikası bölümünde ise yılın geri kalanında politika faizinde herhangi bir değişiklik öngörülmediği ifade edildi.
Goldman Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın sıkı para politikası duruşunu sürdürmesini beklediğini belirtirken, mevcut fonlama yapısının gecelik borç verme penceresi aracılığıyla devam edeceği görüşünü paylaştı.
Ekonomistler, enflasyonda kalıcı bir düşüş görülmeden faiz indirimi ihtimalinin düşük olduğunu değerlendiriyor.
Ödemeler Dengesi Riskine Dikkat Çekildi
Analizde ayrıca cari işlemler dengesi ve ödemeler dengesi görünümüne ilişkin risklere de yer verildi. Banka, dış finansman koşullarında yaşanabilecek olası bozulmaların ekonomi yönetimini daha sıkı tedbirler almaya yöneltebileceğini belirtti.
Raporda, ödemeler dengesi görünümünün zayıflaması halinde iç talebin daha sert şekilde yavaşlatılmasının gündeme gelebileceği ifade edildi. Bu durumun kısa vadede büyüme üzerinde baskı yaratabileceği ancak enflasyonla mücadele açısından destekleyici olabileceği değerlendirildi.
Piyasalar Yeni Tahmine Odaklandı
Goldman Sachs’ın enflasyon tahminini yüzde 29 seviyesine yükseltmesi, uluslararası yatırım çevrelerinde Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerin yeniden şekillendiğine işaret ediyor. Bankanın değerlendirmesi, enflasyonla mücadelede iç talep koşullarının ve ekonomik büyümenin sanılandan daha belirleyici hale geldiğini ortaya koyarken, para politikasında sıkı duruşun uzun süre korunabileceği yönündeki beklentileri de güçlendirmiş oldu.
Uzmanlar, önümüzdeki aylarda açıklanacak enflasyon verileri, büyüme rakamları ve Merkez Bankası kararlarının Goldman Sachs’ın yeni tahminlerinin ne ölçüde gerçekleşeceği konusunda belirleyici olacağını ifade ediyor.


