Suriye’de hükümet güçlerinin Kürtlerin kontrolündeki geniş alanlarda kısa sürede hâkimiyet kurmasının perde arkası netleşmeye devam ediyor. Reuters haber ajansı, operasyonun haftalar öncesinden planlandığını, sürece ABD, Türkiye ve İsrail’in dâhil olduğu diplomatik temaslarla zımni onay alındığını yazdı.
Ajansın dokuz farklı kaynağa dayandırdığı habere göre Şam yönetimi, yılın başında düğmeye bastı ve operasyon öncesinde Paris, Şam ve Irak’ta bir dizi kapalı toplantı gerçekleştirildi. Bu görüşmelerde ABD’nin operasyona açık bir itirazda bulunmadığı, bunun da sahadaki dengeleri köklü biçimde değiştirdiği aktarıldı.
Entegrasyon Süreci Çöktü, Askeri Seçenek Devreye Girdi
10 Mart 2025’te geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG komutanı Mazlum Abdi arasında imzalanan ve SDG’nin merkezi devlet yapısına entegrasyonunu öngören mutabakata yıl sonuna kadar süre tanınmıştı. Ancak federalizm talepleri, kazanımları koruma çabaları ve art arda yaşanan çatışmalar nedeniyle süreç ilerlemedi.
Sürenin dolmasıyla birlikte askeri planlar hız kazandı. Reuters’a göre Şam yönetimi bu süreçte hem ülke genelinde tek otoriteyi tesis etmeyi hem de ABD nezdinde tercih edilen muhatap konumuna gelmeyi başardı. Washington’daki bir ABD’li yetkili, Şara’yı “son derece hesaplı hareket eden bir stratejist” olarak tanımladı.
İsrail’in Tutumu Tartışma Yarattı
Ajansın aktardığına göre 4 Ocak’ta Şam’da SDG ile yapılan görüşmeler sonuçsuz kalınca, ertesi gün Suriyeli bir heyet Paris’e giderek ABD aracılığıyla İsrailli yetkililerle bir araya geldi. Suriye tarafının, İsrail’den SDG’ye verilen desteğin kesilmesini talep ettiği ve bazı bölgelerde sınırlı bir askeri harekât fikrini gündeme getirdiği öne sürüldü. Kaynaklara göre bu öneri İsrail tarafından açık bir itirazla karşılanmadı.
İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise iddiaları reddederek, İsrail’in hiçbir zaman Suriye ordusunun Kürtlere yönelik bir saldırısına onay vermediğini savundu.
Türkiye’nin Mesajı ve ABD’nin Tavır Değişikliği
Reuters’a konuşan Suriyeli bir kaynak, Türkiye’nin Washington-Şam hattında önemli bir rol oynadığını belirterek, “Kürt sivillerin korunması şartıyla ABD’nin operasyona karşı çıkmayacağı” mesajının Şam’a iletildiğini söyledi. Kürt yetkili Hediye Yusuf ise Paris’teki temasların fiilen bu sürece yeşil ışık yaktığını dile getirdi.
ABD’nin yıllarca SDG’yi IŞİD’e karşı en önemli kara müttefiki olarak desteklemesine rağmen, son dönemde yaklaşımını değiştirdiği de dikkat çekti. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın bu hafta yaptığı açıklamada, SDG’nin artık IŞİD’e karşı birincil ortak rolünün sona erdiğini söylemesi, bu tutum değişikliğini açıkça ortaya koydu.
“SDG Haftalar Öncesinden Uyarıldı”
Reuters’a göre Paris’teki görüşmelerden yaklaşık iki hafta sonra operasyon başlatıldı. Bir ABD’li diplomat, bu süreçte Washington’un SDG’ye verilen desteğin geri çekileceğine dair sinyaller verdiğini aktardı. 17 Ocak’ta Barrack’ın Irak Kürdistan Bölgesi’nde Mazlum Abdi ile görüştüğü ve ABD’nin çıkarlarının artık Şam’dan yana olduğunu ilettiği öne sürüldü. SDG cephesi ise bu görüşmenin içeriğine ilişkin iddiaları yalanladı.
ABD’li ve Kürt kaynaklar, Washington’un Kürt sivillerin zarar görmesi veya IŞİD tutuklularının bulunduğu kampların tehlikeye girmesi halinde müdahale edileceği güvencesi verdiğini belirtti.
Kürt Cephesinde Hayal Kırıklığı
Suriye birliklerinin başlangıçta planlanan alanların ötesine ilerlemesi Kürtlerde büyük hayal kırıklığı yarattı. ABD öncülüğündeki koalisyonun bazı bölgelerde uyarı fişekleri atmasına rağmen bu adımların yetersiz kaldığı ifade edildi. Kürt yetkili Hediye Yusuf, ABD ve koalisyon güçlerini “müttefiklere ihanet etmekle” suçladı.
ABD’li kaynaklar ise operasyonun son aşamasında Şara’nın ateşkese rağmen ilerlemeye devam etmesinin Washington’da rahatsızlık yarattığını aktardı. Son olarak Şara’nın yeniden ateşkes ilan ederek SDG’ye entegrasyon planı sunması için süre vermesi ve hemen ardından Barrack’ın Şam yönetiminden yana net mesajlar vermesi, sahadaki güç dengelerinin artık geri dönülmez biçimde değiştiğine işaret etti.



