Trump Politikaları Almanya’yı Tedirgin Etti: Altın Rezervleri Geri Mi Getirilecek?
DÜNYA
ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde izlediği dış politika ve ekonomi adımları, Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland’ı ilhak etmeye yönelik açıklamaları ve Avrupa’ya karşı dile getirdiği gümrük vergisi tehditleri, Berlin’de ekonomi ve siyaset çevrelerinde rahatsızlık yarattı.

Bu gelişmelerin ardından Almanya’ya ait 164 milyar euro değerindeki altın rezervlerinin ABD’den çekilmesi yönündeki çağrılar yeniden gündeme geldi. Özellikle küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, Almanya Merkez Bankası Bundesbank’ın New York’ta tuttuğu altınların güvenliği sorgulanmaya başladı.
Bundesbank Araştırma Dairesi’nin eski Başkanı Emanuel Mönch, Handelsblatt gazetesine yaptığı değerlendirmede, mevcut koşullar altında büyük miktarda altının ABD’de tutulmasının risk taşıdığını söyledi. Mönch, Almanya’nın stratejik açıdan daha bağımsız bir konum elde edebilmesi için rezervlerin geri getirilmesinin ciddi biçimde ele alınması gerektiğini ifade etti.
Yeşiller ve Meslek Kuruluşlarından Destek
Altınların Almanya’ya taşınması yönündeki talepler sadece akademik çevrelerle sınırlı kalmadı. Yeşiller Partisi’nin maliye politikaları sözcüsü Katharina Beck, altın rezervlerinin ülke için hayati bir güven unsuru olduğunu vurgulayarak, bu varlıkların jeopolitik gerilimlerin aracı hâline gelmemesi gerektiğini dile getirdi. Beck, Trump görevde olduğu sürece rezervlerin Almanya’da tutulmasının riskleri azaltacağını savundu.
Benzer bir çağrı Avrupa Vergi Mükellefleri Birliği (TAE)’nden de geldi. Birlik Başkanı Michael Jäger, Trump yönetiminin öngörülemez tutumuna dikkat çekerek, Alman altınlarının ABD Merkez Bankası’nın (Fed) kasalarında artık eskisi kadar güvende olmadığını öne sürdü. Jäger, Bundesbank’ın bağımsız bir kurum olduğunu hatırlatarak, bu konuda siyasi baskıya boyun eğmek zorunda olmadığını da vurguladı.
Hâlihazırda Almanya, bin 236 ton altını Fed’in New York şubesinde muhafaza ediyor.
Bundesbank ve İktidar Temkinli
Ancak altınların geri getirilmesine herkes sıcak bakmıyor. Bundesbank Başkanı Joachim Nagel, rezervlerin taşınmasına karşı çıkan isimler arasında yer alıyor. İktidardaki Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) maliye politikaları sözcüsü Fritz Güntzler de rezervlerin bir kısmının ABD’de tutulmasının hâlâ rasyonel olduğunu savunarak, bu konuda kamuoyu önünde spekülasyon yapılmasının fayda sağlamayacağını dile getirdi.
Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) Frauke Heiligenstadt ise endişeleri anlayabildiğini ancak paniğe gerek olmadığını söyledi. Heiligenstadt, Alman altın rezervlerinin yarıdan fazlasının Frankfurt’ta bulunduğunu hatırlatarak, ülkenin hareket kabiliyetinin korunduğunu belirtti. New York’un kalan rezervler için hâlâ mantıklı bir konum olduğunu savunan Heiligenstadt, Almanya, Avrupa ve ABD arasındaki finansal bağların güçlü olduğuna dikkat çekti.
“Asıl Bağımlılık Ödeme Sistemlerinde”
Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) Başkanı Michael Hüther de altınların geri getirilmesine mesafeli yaklaşan isimlerden biri. Hüther, parasal nedenlerle rezervlerin bir bölümünün ABD’de tutulmasının işlevsel olabileceğini belirterek, bu adımın Trump’a siyasi mesaj verme amacı taşımasının anlamlı olmayacağını söyledi.
Bunun yerine Hüther, Avrupa’nın ödeme sistemleri alanında ABD’ye olan bağımlılığını sorgulaması gerektiğini dile getirdi. Visa ve Mastercard gibi Amerikan şirketlerine tam bağımlılığın Avrupa’yı kırılgan hâle getirdiğini belirten Hüther, AB’nin bu alanda stratejik alternatifler geliştirmesi gerektiğini savundu.
Almanya, dünyada ABD’den sonra en fazla altın rezervine sahip ikinci ülke konumunda bulunuyor. Trump yönetiminin politikalarının sürmesi hâlinde, Berlin’de bu rezervlerin geleceğine ilişkin tartışmaların daha da alevlenmesi bekleniyor.


