ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik İsrail ile birlikte yürütülen askeri operasyonların “hedeflerine ulaştığını” savunarak, ABD’nin bölgeden kısa süre içinde çekileceğini açıkladı.
Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, artan petrol fiyatlarına ilişkin bir soruya, “Tek yapmam gereken İran’dan ayrılmam ve bunu çok yakında yapacağız” diye cevap verdi. Çekilmenin zamanlamasına dair ise “Belki iki hafta, belki birkaç gün daha” ifadelerini kullandı.
“Tek hedef nükleer silahı engellemekti”
Trump, savaşın amacının İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu belirterek bu hedefe ulaşıldığını iddia etti. İran’ın askeri kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığını savunan Trump, “Artık bir orduları ya da donanmaları kalmadı” dedi.
Ancak bu iddialar, İran tarafından henüz doğrulanmış değil.
“Anlaşma olabilir ama şart değil”
Trump, bir yandan da Tahran ile olası bir anlaşma ihtimalini gündemde tutmaya devam etti. “Her şeyi yok etmek istiyoruz ama bunu yapmadan önce anlaşmak mümkün” diyen Trump, buna rağmen İran’ın müzakereye gelip gelmemesinin artık kritik olmadığını savundu.
ABD Başkanı, “ABD çekildikten sonra anlaşma zaten önemsiz. Kaybettiklerini kabul ediyorlar” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı ve petrol krizi
İran’ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nda fiili kısıtlamalara gitmesi, küresel petrol arzında ciddi endişelere yol açtı. Trump ise bu konuda müttefiklerine yönelik sert tutumunu sürdürdü:
“Fransa ya da başka bir ülke petrol istiyorsa, gidip Hürmüz Boğazı’ndan kendisi alsın. Bu bizi ilgilendirmez.”
“Rejim değişikliği” iddiası
Trump ayrıca, operasyonlar sonucunda İran’da fiili bir “rejim değişikliği” yaşandığını da öne sürdü. Öldürülen liderlerin yerine gelen isimlerin “daha az radikal” olduğunu savunan Trump, bu gelişmenin bölge için olumlu olduğunu iddia etti.
Belirsizlik sürüyor
Washington yönetimi operasyonların başarıyla tamamlanmak üzere olduğunu belirtse de sahadaki durum ve İran’ın vereceği karşılık belirsizliğini koruyor. ABD’nin olası çekilme süreci ve bunun bölgesel dengelere etkisi, önümüzdeki günlerde uluslararası gündemin en kritik başlıklarından biri olmaya devam edecek.


