Türkiye, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni savunma sanayii ürünlerini tanıtmak, Batılı pazarlardaki satışlarını artırmak ve yeni ortak üretim anlaşmaları yapmak için önemli bir fırsat olarak görüyor.
Son yıllarda hızlı bir büyüme gösteren Türkiye’nin savunma ihracatı, 2021’den bu yana üç kattan fazla artarak 2024 yılında 10 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, ülkenin toplam ihracatının yüzde 3,7’sini oluşturuyor. Avrupa ve ABD’ye yapılan savunma ihracatı ise aynı dönemde yaklaşık dört kat artarak 5,6 milyar dolara yükseldi.
Türkiye, Körfez ülkeleri başta olmak üzere Afrika, Asya ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde yaklaşık 40 ülkeye savunma ürünleri ihraç ediyor. Türk savunma sistemleri, alıcı ülkeler tarafından Batılı muadillerine kıyasla daha düşük maliyetli, hızlı teslim edilebilir ve esnek çözümler sunan ürünler olarak değerlendiriliyor.
İHA’lar İhracatın Lokomotifi
Türkiye, dünyada kullanılan silahlı insansız hava araçlarının önemli bir bölümünü üretirken, aynı zamanda mühimmat, zırhlı araç, hava savunma sistemi ve savaş gemisi üretiminde de kapasitesini artırıyor. Geliştirilmekte olan milli savaş uçağı projesi de uluslararası ilgi görüyor. Geçtiğimiz yıl Endonezya, Türkiye’nin geliştirdiği savaş uçaklarından 48 adet satın almayı planladığını açıklamıştı.
Özellikle Baykar tarafından üretilen silahlı insansız hava araçlarının Ukrayna savaşında kullanılması, Türk savunma sanayiinin uluslararası görünürlüğünü artırdı.
Hudson Institute Kıdemli Araştırmacısı Can Kasapoğlu, Ukrayna savaşının modern çatışmalarda yalnızca ileri teknolojinin değil, üretim kapasitesi ve sürdürülebilirliğin de belirleyici olduğunu gösterdiğini belirterek Türkiye’nin bu alanda güvenilir bir profil kazandığını ifade etti.
Avrupa ile İş Birliği Arayışı
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Avrupa ülkeleri savunma alanındaki bağımlılıklarını yeniden değerlendirirken, Türkiye hem NATO’nun stratejik bir üyesi hem de potansiyel bir üretim ortağı olarak öne çıkıyor. Ancak Ankara ile bazı Avrupa başkentleri arasında siyasi ve diplomatik görüş ayrılıkları iş birliğinin önündeki engeller arasında yer alıyor.
Türkiye, Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki bazı ortak programlarının dışında tutulurken, Ankara bu yaklaşımın değiştirilmesi gerektiğini savunuyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Avrupa ülkelerine NATO üyesi ancak AB üyesi olmayan ülkeleri dışlayan güvenlik politikalarını gözden geçirme çağrısında bulunmuştu.
Buna rağmen Türk savunma şirketleri son dönemde Polonya, İspanya, Portekiz ve Romanya ile çeşitli tedarik anlaşmaları imzaladı. Baykar’ın İtalyan havacılık şirketi Piaggio Aerospace’i satın alması ve Leonardo ile üretim ortaklığı kurması da Avrupa ile iş birliğinin önemli örnekleri arasında gösteriliyor.
NATO Zirvesi Savunma Sanayiinin Vitrini Olacak
Ankara, temmuz ayında düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek savunma sanayii forumunun yeni ticari iş birlikleri için önemli fırsatlar sunacağını değerlendiriyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, forumun ittifak tarihindeki en kapsamlı savunma sanayii etkinliklerinden biri olacağını açıklamıştı.
Türkiye, zirveyi özellikle Avrupa Birliği pazarlarında daha güçlü bir konum elde etmek ve ortak üretim projelerini genişletmek amacıyla değerlendirmeyi planlıyor.
Bununla birlikte Türkiye’nin büyüyen savunma sanayii, siyasi ve diplomatik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz aylarda tanıtılan yerli kıtalararası balistik füze prototipi Yıldırımhan, tanıtım videosunda Kuzey Amerika’yı hedef alan senaryoların kullanılması nedeniyle bazı uzmanların eleştirilerine konu olmuştu.
Öte yandan, Alman savunma çevrelerinde de Türk yapımı insansız hava araçlarının tedarik edilmesine yönelik değerlendirmelerin sürdüğü belirtiliyor. Bu durum, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselen rolünün NATO ve Avrupa güvenlik mimarisi içinde daha fazla dikkat çektiğini ortaya koyuyor.


