11.3 C
İstanbul
Pazartesi, Mart 16, 2026

Müzakereler Hamaney’i öldürmek için bir tuzak mıydı?

Yazıyı Paylaş

“Sahte diplomasi” iddiası: Müzakereler bir tuzak mıydı?

ABD ile İran arasında geçtiğimiz perşembe günü gerçekleştirilen müzakere turunun ardından gelen olumlu mesajlar, iki gün sonra başlayan saldırılarla gölgede kaldı. Bu gelişme, “Müzakereler bir tuzak mıydı?” sorusunu gündeme taşıdı.

Axios: Amaç Hamaney’i yer üstünde tutmaktı

Amerikan haber sitesi Axios, ABD ve İsrail’in İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in yeraltı sığınağına geçmesini engellemek için diplomatik temasları kullandığını iddia etti.

Habere göre, ABD istihbaratı uzun süredir Hamaney’i izliyordu ve olası bir saldırı öncesinde liderin güvenli bir sığınağa çekilmesini önlemek istiyordu. Bu nedenle müzakere süreciyle “yakın zamanda saldırı olmayacağı” izlenimi oluşturulduğu öne sürüldü.

Axios’un iddiasına göre ABD ve İsrailli askeri yetkililer 21 Şubat Cumartesi günü için saldırı planlaması yaptı. Saldırının, her hafta düzenlenen rutin bir toplantı sırasında İran’ın üst düzey yetkililerini ve Hamaney’i hedef alacak şekilde tasarlandığı ileri sürüldü. Ancak Hamaney’in son haftalarda kamuoyundan uzaklaştığı, bu nedenle yeniden “yer üstünde” olmasının beklendiği iddia edildi.

Umman’dan Washington’a tepki

ABD ile İran arasındaki görüşmelere arabuluculuk yapan Badr Albusaidi, saldırıların başlamasının ardından Washington’a tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Albusaidi, aktif ve ciddi müzakerelerin “bir kez daha baltalandığını” belirtti.

Albusaidi, bu durumun ne ABD’nin çıkarlarına ne de küresel barışa hizmet ettiğini vurgulayarak, ABD’yi çatışmaya daha fazla dahil olmamaya çağırdı.

İran’dan sert tepki

Müzakere sürecini yürüten İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi de saldırıların ardından ABD basınına yaptığı açıklamada, “Saldıracaklarsa müzakereleri niye yaptılar?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Saldırılardan önce taraflar arasında uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi, stokların sınırlandırılması ve tam doğrulama mekanizması gibi başlıklarda ilerleme sağlandığı mesajları verilmişti.

Diplomasi mi stratejik manevra mı?

Ortaya atılan “sahte diplomasi” iddiası henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil. Ancak saldırı takvimi ile müzakere süreci arasındaki zamanlama, uluslararası kamuoyunda ciddi soru işaretlerine yol açtı.

Uzmanlara göre bu gelişme, kriz dönemlerinde diplomatik süreçlerin aynı zamanda askeri stratejinin bir parçası olarak da kullanılabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak tartışılıyor.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

İlginizi Çekebilir