Suriye’de Şam yönetiminin Kürtlerin kontrolündeki bölgelere hızla ilerlemesi ve ABD’nin sahada destek vermemesi, Kürt siyasi hareketi açısından hem Suriye’de hem de Türkiye hattında yeni bir dönemin kapısını araladı. Uzmanlara göre Rojava olarak tanımlanan özerk yapının fiilen sona ermesi, Kürt siyaseti üzerinde uzun süreli etkiler yaratabilir.
Suriye ordusunun SDG’nin kontrolündeki alanların büyük bölümünü kısa sürede ele geçirmesiyle, Kürtlerin son yıllarda inşa ettiği bölgesel yönetim ciddi ölçüde zayıfladı. SDG’nin ana omurgasını oluşturan ve Türkiye’nin PKK’nın uzantısı olarak tanımladığı YPG’nin sahadaki etkinliğinin kırılması, Ankara ve Şam açısından stratejik bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Bu tablo, Türkiye’de iktidar ile “Terörsüz Türkiye” süreci çerçevesinde temaslarını sürdüren DEM Parti ve PKK’nin bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği sorusunu da gündeme taşıdı.
“Önümüzdeki günler kritik”
Siyaset bilimci Mesut Yeğen, yaşanan askeri ve diplomatik gelişmelerin ardından belirleyici eşiğin önümüzdeki günlerde aşılacağını söylüyor. Yeğen’e göre, Şam yönetiminin Kürt bölgelerinde izleyeceği politika, Türkiye’deki sürecin seyrini de doğrudan etkileyecek.
“Eğer rejim burada kalır ve Kürtlere yönelik kapsamlı bir tasfiye sürecine girmezse, Türkiye’deki çözüm süreci bütün zorluklarına rağmen devam edebilir” diyen Yeğen, aksi bir senaryonun süreci uzun süreli olarak rafa kaldırabileceği uyarısında bulunuyor.
Şam yönetiminin SDG’ye Haseke’nin idari ve askeri entegrasyonu için süre tanıması, sahadaki gerilimi daha da artırmış durumda. Yeğen, bu aşamada topyekûn bir askeri operasyon ihtimalini düşük gördüğünü belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem iç siyasi hesapları hem de anayasa ve başkanlık hedefleri nedeniyle böyle bir senaryoyu istemeyeceğini savunuyor.
Kürtler dar bir alana sıkışıyor
Yeğen’e göre Kürtlerle Şam arasında Haseke ve Kobani merkezli bir mutabakat ihtimali masada olsa da bu durum Kürtler açısından uzun vadeli bir rahatlama anlamına gelmiyor.
“Kürtler artık dar bir coğrafyaya sıkışmış durumda. Ekonomik ambargo, doğal kaynaklara erişim kısıtları ve siyasi baskılar bu alanı daha da yaşanmaz hale getirebilir” diyen Yeğen, bunun Kürt toplumu içinde yeni gerilimleri tetikleyebileceğini ifade ediyor.
Toplumsal moralde çöküş
Siyaset bilimci Roj Girasun ise sahadaki hızlı çözülmenin Kürt toplumunda ciddi bir psikolojik kırılmaya yol açtığını belirtiyor. Girasun’a göre, Rojava deneyiminin kısa sürede dağılması, Kürtlerin özgürlük beklentileri ile gerçeklik arasındaki farkı daha görünür hale getirdi.
“Toplumsal psikoloji büyük ölçüde çökmüş durumda. Son gelişmeler, Kürtler açısından ciddi bir hayal kırıklığı yarattı” diyen Girasun, Şam yönetiminin Kürtlere yönelik sınırlı haklar tanıyan kararlarının da beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu savunuyor.
DEM Parti’nin grup toplantısını Nusaybin’de yapma kararı ve sınır hattında yaşanan bayrak krizi, bu kırılgan atmosferi daha da gerilimli hale getirdi.
DEM Parti için zor denge

Uzmanlara göre DEM Parti önümüzdeki dönemde hem tabanındaki moral çöküntüsünü yönetmek hem de iktidarla yürütülen süreci sürdürmek arasında hassas bir denge kurmak zorunda.
Girasun, kısa vadede parti içinde büyük bir bölünme beklemediğini, ancak ideolojik söylemin geri plana düşerek daha pragmatik ve reel politik bir çizginin öne çıkacağını söylüyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Parti’ye yönelik sert açıklamaları da bu baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor.
“90’lara dönüş zemini yok”
Peki, yeniden silahlı çatışma dönemi mümkün mü? Mesut Yeğen bu ihtimali zayıf görüyor.
“Ne toplumsal destek var ne de askeri kapasite. Türkiye’de 90’lar tarzı bir silahlı mücadelenin zemini kalmadı” diyen Yeğen, PKK’nin Türkiye içinde yeniden yoğun bir silahlı sürece dönmesini beklemediğini ifade ediyor.
Ancak Yeğen’e göre, Kürt siyasi hareketi ABD’den ve mevcut müttefiklerinden duyulan hayal kırıklığı sonrası yeni arayışlara yönelebilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarında sınır güvenliği vurgusunu yinelemesi ve “provokasyon” uyarısı yapması, önümüzdeki dönemin gergin ama kontrollü bir süreç olacağına işaret ediyor.



