11.3 C
İstanbul
Pazartesi, Mart 16, 2026

TBMM Süreç Komisyonu Raporu Belirsizlik ve Tavizlerle Dolu

Yazıyı Paylaş

TBMM Süreç Komisyonu Raporuna Tepkiler: “Belirsizlik ve Tavizlerle Dolu”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kabul ettiği 82 sayfalık ortak rapor, kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi. Komisyon çoğunluğunun onayıyla geçen metin, özellikle terörle mücadele, yargı kararları ve demokratikleşme başlıklarında içerdiği öneriler nedeniyle eleştiriliyor.

Komisyon, son çözüm süreci kapsamında hazırlanan raporu nitelikli çoğunlukla kabul etti. Ancak muhalefetin bir kısmı ve çeşitli sivil toplum temsilcileri, metnin “netlikten uzak” ve “devletin temel ilkeleri açısından riskli” maddeler içerdiğini savunuyor.

PKK’nın Silah Bırakması: “Şarta Bağlı Güvence Yetersiz”

Raporda, terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesi ve silah bırakmasının “sahada teyit edilmesi” kritik eşik olarak tanımlanıyor. Ancak eleştirmenler, silah bırakma sürecinin yalnızca güvenlik ve istihbarat birimlerinin tespitine bağlanmasının yeterli bir güvence sağlamadığını belirtiyor.

Örgütün tüm unsurlarıyla dağılması ve dış bağlantılarını kesmesinin “geri dönüşsüzlük” için şart koşulması olumlu bulunsa da, bu sürecin nasıl ve hangi uluslararası mekanizmalarla denetleneceğine dair somut bir çerçeve çizilmemesi soru işaretlerine yol açıyor.

Ayrıca silah bırakan örgüt mensuplarının topluma kazandırılmasına yönelik düzenlemelerin, “cezasızlık algısı” doğurmayacağı ifade edilse de, bunun nasıl sağlanacağına dair ayrıntılı bir yol haritasının sunulmadığı eleştiriliyor.

AİHM ve AYM Kararları: Siyasi Mesaj mı?

Raporun demokratikleşme bölümünde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının eksiksiz uygulanmasının önemine vurgu yapılıyor. Ancak bu başlığın özellikle terör suçlarından hüküm giymiş isimlerle ilgili “umut hakkı” tartışmalarıyla birlikte anılması, bazı kesimlerce “dolaylı bir siyasi mesaj” olarak yorumlanıyor.

Özellikle ağırlaştırılmış müebbet hükümlüler için gündeme gelen düzenlemelerin, toplumun adalet duygusunu zedeleyebileceği ifade ediliyor.

İfade ve Toplanma Özgürlüğü: Güvenlik Dengesi Zayıflıyor mu?

Raporda, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi ve “şiddet içermeyen hiçbir fiilin terör suçu sayılmaması” gerektiği vurgulanıyor. Eleştirmenlere göre bu yaklaşım, uygulamada güvenlik güçlerinin hareket alanını daraltabilir ve terörle mücadelede hukuki boşluklar doğurabilir.

Ayrıca basın ve ifade özgürlüğü başlıklarında önerilen değişikliklerin, mevcut güvenlik hassasiyetleri dikkate alınmadan hazırlandığı görüşü dile getiriliyor.

Yerel Yönetimler ve Yasal Düzenlemeler

Rapor, belediye başkanlarının görevden alınması durumunda yalnızca belediye meclisinde seçim yapılmasını öngören bir değişikliği de öneriyor. Bu madde, kayyum uygulamalarına yönelik dolaylı bir eleştiri olarak değerlendirilirken, karşıt görüşler bunun “terörle iltisaklı yapıların yeniden yerel yönetimlere sızmasının önünü açabileceğini” savunuyor.

Ayrıca süreci yönetecek yasanın “geçici ve müstakil” olması gerektiği belirtilse de, bu düzenlemenin kapsamı ve süresi konusunda net bir takvim sunulmaması eleştiriliyor.

“Toplumsal Mutabakat Eksik”

Raporun dili her ne kadar “Türk’ün gururu, Kürt’ün onuru” vurgusuyla uzlaşma mesajı verse de, metnin geniş bir toplumsal mutabakata dayanmadan hazırlandığı iddia ediliyor. TİP ve EMEP’in ret oyu, bazı milletvekillerinin çekimser kalması ve kamuoyundaki farklı tepkiler, sürecin henüz tam anlamıyla ortak bir zemine oturmadığını gösteriyor.

Eleştirmenlere göre, silah bırakma sürecine dair teknik ayrıntılar netleşmeden ve toplumsal güven tesis edilmeden atılacak adımlar, geçmiş çözüm sürecinde yaşanan hayal kırıklıklarının tekrarına yol açabilir.

Komisyon raporu yasama sürecine rehberlik edecek bir metin olarak sunulsa da, önümüzdeki dönemde hem Meclis’te hem de kamuoyunda daha sert tartışmaların yaşanması bekleniyor.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

İlginizi Çekebilir