24.8 C
İstanbul
Cumartesi, Ağustos 15, 2026

Türker Ertürk’ten çarpıcı nükleer risk uyarısı: İran-İsrail savaşı kontrolden çıkabilir

Yazıyı Paylaş

Emekli Amiral Türker Ertürk’ten İran-İsrail savaşı uyarısı: “Yıpratma savaşına dönüşüyor”

Emekli Amiral Türker Ertürk, İran ile İsrail arasındaki çatışmaların bölgesel bir savaşın ötesine geçerek çok katmanlı bir jeopolitik mücadeleye dönüştüğünü belirtti. Ertürk, çatışmaların uzaması halinde İran’ın ekonomik ve siyasi açıdan ciddi bir yıpranmayla karşı karşıya kalabileceğini, kontrolün kaybedilmesi durumunda ise nükleer risklerin gündeme gelebileceğini savundu.

Orta Doğu’da İran ile İsrail arasındaki askeri gerilim devam ederken, çatışmaların bölgesel ve küresel dengeler üzerindeki etkileri tartışılmaya devam ediyor.

Emekli Amiral Türker Ertürk, kaleme aldığı değerlendirmede savaşın yalnızca İran ve İsrail arasındaki askeri mücadele olarak ele alınamayacağını belirtti. Ertürk’e göre süreç; ABD’nin bölge politikaları, İsrail’in güvenlik anlayışı, İran yönetiminin geleceği ve küresel güçlerin pozisyonlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken daha geniş bir jeopolitik mücadeleye dönüşmüş durumda.

“Yıpratma savaşı” vurgusu

İsrail’in kuruluşundan bu yana güvenlik politikasını caydırıcılık ve önleyici askeri müdahaleler üzerine kurduğunu belirten Ertürk, bu stratejinin arkasındaki en önemli unsurun ABD desteği olduğunu ifade etti.

Ertürk, mevcut koşullarda çatışmaların klasik bir barış anlaşmasıyla kısa sürede sona ermesinin zor olduğunu savunarak, sürecin orta ve düşük yoğunluklu uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüşebileceği değerlendirmesinde bulundu.

Bu stratejinin İran’ın ekonomik kapasitesini zayıflatmayı, kritik altyapısını yıpratmayı ve ülkedeki siyasi çözülmeyi hızlandırmayı hedefleyebileceğini belirten Ertürk, böylece Tahran’ın müzakere masasında daha fazla taviz vermeye zorlanabileceğini öne sürdü.

Tahran’ın önünde üç seçenek

Ertürk, İran yönetiminin mevcut tablo karşısında üç temel seçenekle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Bunlardan ilki, ABD ile müzakere masasına oturarak kapsamlı tavizler vermek.

İkinci seçenek, mevcut düşük yoğunluklu çatışma ortamını sürdürerek süreci zamana yaymak.

Üçüncü seçenek ise yüksek askeri riskleri göze alarak tam ölçekli bir savaşla sonuç almaya çalışmak.

Ertürk, özellikle uzun süreli bir yıpratma savaşının İran ekonomisi ve toplumsal yapısı üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Bu noktada Rusya ve Çin’in tutumunun da sürecin gidişatı açısından önemli olacağını belirten Ertürk, iki ülkenin İran’a vereceği siyasi ve ekonomik desteğin dengeleri etkileyebileceğini ifade etti.

ABD’deki siyasi dengeler belirleyici olabilir

Çatışmanın uzamasının ABD açısından da ekonomik ve siyasi maliyetler oluşturabileceğine dikkat çeken Ertürk, Washington’daki iç siyasi dengelerin savaşın geleceği bakımından önem taşıdığını söyledi.

ABD Kongresi’nin bütçe üzerindeki yetkisinin askeri operasyonların kapsamını etkileyebileceğini belirten Ertürk, seçimler sonrasında ortaya çıkabilecek siyasi değişimlerin veya iç politikadaki sıkışmaların Washington’ın karar alma süreçlerine yansıyabileceğini ifade etti.

Ertürk ayrıca askeri literatürde “tırmanma tuzağı” olarak adlandırılan risk konusunda uyarıda bulundu.

Nükleer risk uyarısı

Çatışmanın kontrolden çıkması halinde nükleer seçeneğin teorik olarak gündeme gelebileceğini belirten Ertürk, bunun önünde ABD’nin askeri komuta kademesi, müttefik ilişkileri ve uluslararası kamuoyunun tepkisi gibi güçlü engeller bulunduğunu ifade etti.

Ertürk’e göre asıl tehlike, tarafların karşılıklı misillemeler sonucunda kontrol edilemeyen bir tırmanma sürecine girmesi.

Nükleer eşiğin aşılmasının yalnızca İran ve İsrail’i değil, bölgenin tamamını ve küresel güvenlik mimarisini etkileyecek sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan Ertürk, diplomasi kanallarının açık tutulması gerektiğini vurguladı.

Türkiye için kritik mesaj

Ertürk, değerlendirmesinin sonunda Türkiye açısından da dikkat çeken bir uyarıda bulundu.

Türkiye’nin İran-İsrail çatışmasında kendisini ABD ve Batı blokunun İran’a yönelik politikalarının veya olası vekalet savaşlarının bir parçası haline getirecek adımlardan uzak durması gerektiğini savunan Ertürk, Ankara’nın önceliğinin kendi güvenliğini ve bölgesel çıkarlarını korumak olması gerektiğini belirtti.

Ertürk, sürecin yalnızca askeri güç üzerinden değil, diplomasi, ekonomik baskı, bölgesel ittifaklar ve küresel güç rekabeti üzerinden şekillendiğine dikkat çekerek, nükleer eşiğin aşılmasının önlenmesinin uluslararası toplum açısından en kritik hedef olması gerektiğini ifade etti.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

Haftanın Çok Okunanları