17.6 C
İstanbul
Salı, Eylül 29, 2026

YEMEN BAHANE, İSRAİL’E DESTEK ŞAHANE

Yazıyı Paylaş

Türkiye’nin Suudi Arabistan’a olası askeri desteği tartışılıyor…

Bölgede savaşın ateşi büyüyor. Yemen’deki Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan’ın güvenliği, ABD-İran gerilimi ve İsrail’in bölgedeki operasyonları aynı denklemde tartışılıyor.

Şimdi ise Ankara’dan dikkat çeken bir açıklama geldi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırıları nedeniyle özellikle bazı teknik alanlarda askeri ihtiyaçlarının ortaya çıkabileceğini belirterek, Türkiye’nin bu ihtiyaçların karşılanması konusunda sorun yaşamayacağını söyledi.

Fidan’ın açıklaması, “Türkiye Suudi Arabistan’a askeri destek mi verecek?” sorusunu gündeme taşıdı.

Ancak tartışmanın bir başka boyutu daha var:

Bu destek bölgedeki savaş dengelerini nasıl etkileyecek? Türkiye’nin vereceği olası destek, İsrail’in de içinde bulunduğu bölgesel savaş denkleminde kimin işine yarayacak?

“SUUDİ ARABİSTAN DENKLEMİN DIŞINDA TUTULMALI”

Fidan, Suudi Arabistan’ın ABD-İran savaşına çekilmesini istemediklerini söyledi.

Bakan, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve altyapısına yönelik saldırıların ciddi boyutlara ulaştığını belirtti.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmalara dikkat çeken Fidan, iki ülke arasında müttefiklik sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.

Fidan ayrıca kamuoyuna yansımayan görüşmeler yapıldığını ve Riyad’ın bazı askeri ihtiyaçlarının bulunabileceğini söyledi.

Buradaki kritik nokta ise “askeri ihtiyaç” ifadesinin kapsamı.

Türkiye’nin verebileceği desteğin teknik kapasiteyle sınırlı kalıp kalmayacağı, savunma sistemleri ve askeri ekipman gibi alanlara uzanıp uzanmayacağı henüz net değil.

BÖLGEDE SAVAŞ BÜYÜYOR

Yemen’deki Husilerin saldırıları, çatışmanın yalnızca Yemen sınırlarında kalmadığını gösteriyor.

Kızıldeniz’deki saldırılar nedeniyle dünyanın en önemli ticaret güzergahlarından biri üzerindeki güvenlik riski büyüyor.

Suudi Arabistan’ın petrol tesislerinin de hedef alınması, enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin ardından şimdi de Babülmendep hattının tehlikeye girmesi, bölgedeki krizin küresel ekonomiye yansımasını hızlandırıyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte savaşın faturası yalnızca bölge ülkelerine değil, dünya ekonomisine de çıkıyor.

PEKİ İSRAİL BU DENKLEMİN NERESİNDE?

Bölgedeki her yeni askeri hamle, İsrail’in de içinde bulunduğu daha geniş çatışma denkleminden bağımsız değerlendirilemiyor.

Türkiye’nin Suudi Arabistan’a olası askeri desteğinin de bu nedenle yalnızca Ankara-Riyad ilişkileri açısından değil, ABD, İran, İsrail ve Yemen hattındaki güç dengeleri açısından tartışılması bekleniyor.

Burada farklı siyasi değerlendirmeler bulunuyor.

Bir kesim, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin korunmasına yönelik desteğin bölgesel istikrar açısından gerekli olduğunu savunurken; diğer kesimler ise bölgedeki herhangi bir askeri desteğin savaşın tarafları arasındaki dengeyi değiştirebileceğini ve İsrail’in de dahil olduğu çatışma denkleminde sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.

Dolayısıyla soru yalnızca “Türkiye Suudi Arabistan’a destek verecek mi?” değil.

Türkiye’nin vereceği destek kime, ne ölçüde ve hangi sonuçlarla yarayacak?

“YEMEN BAHANE, İSRAİL’E DESTEK ŞAHANE” TARTIŞMASI

Sosyal medyada ve siyasi tartışmalarda şimdiden daha sert bir soru gündeme geliyor:

“Yemen’deki saldırılar gerekçe gösterilerek atılacak askeri adımlar, İsrail’in bölgedeki konumunu güçlendirebilir mi?”

Bu, siyasi bir değerlendirme ve eleştiri konusu.

Hükümet cephesinin açıklaması ise farklı: Ankara, Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik saldırılara karşı olduğunu ve Riyad’ın ABD-İran savaşına çekilmemesi gerektiğini söylüyor.

Dolayısıyla önümüzdeki süreçte asıl belirleyici olacak konu, Türkiye’nin “teknik askeri destek” olarak tarif ettiği desteğin kapsamı.

Çünkü verilecek desteğin niteliği, Türkiye’nin bölgesel savaşta nasıl bir pozisyon alacağının da önemli göstergelerinden biri olacak.

Yemen’de başlayan gerilim artık Suudi Arabistan’ı, İran’ı, ABD’yi, İsrail’i, enerji yollarını ve küresel ekonomiyi aynı denklemde buluşturuyor.

Ankara’nın bu denklemde ne kadar ileri gideceği ise önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacak.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

Haftanın Çok Okunanları