
Sığınaklar, mayınlar, yüz binlerce asker… Avrupa’da alarm hazırlığı büyüyor
Avrupa’da son yıllarda yaşanan savunma dönüşümü yeni bir aşamaya girdi.
Rusya-Ukrayna savaşının ardından başlayan askeri hazırlıklar artık yalnızca ordularla sınırlı değil.
Sınır bölgelerinde beton koruganlar yükseliyor.
Tanksavar engelleri kuruluyor.
Bazı ülkeler yıllar önce vazgeçtikleri antipersonel mayın kapasitesini yeniden gündeme alıyor.
Yedek asker sayıları artırılıyor.
Zorunlu askerlik genişletiliyor.
Sığınaklar yeniden hazırlanıyor.
Vatandaşlara ise savaş ya da büyük bir kriz durumunda en az 72 saat kendi kendilerine yetebilecek şekilde hazırlık yapmaları tavsiye ediliyor.
Peki Avrupa gerçekten büyük bir savaşa mı hazırlanıyor?
Avrupa ülkeleri bunun savaş hazırlığı değil, caydırıcılık ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesi olduğunu söylüyor.
Ancak atılan adımların büyüklüğü dikkat çekici.
RUSYA SINIRINDA KORUGANLAR YÜKSELİYOR
Avrupa’nın doğu kanadında hazırlıkların en somut örnekleri görülüyor.
Estonya, Letonya ve Litvanya, Rusya ve Belarus sınırlarında kapsamlı savunma hatları oluşturuyor.
Estonya’nın planında Rusya sınırı boyunca 600’e kadar korugan, savunma mevzileri, dikenli teller ve tankların ilerlemesini engellemek için kullanılan beton “ejderha dişleri” bulunuyor.
Amaç açık:
Olası bir saldırıda düşman birliklerinin ilerlemesini yavaşlatmak ve NATO’nun bölgeye takviye göndermesi için zaman kazanmak.
LETONYA VE LİTVANYA DA SINIRLARINI GÜÇLENDİRİYOR
Letonya da Rusya ve Belarus sınırında savunma mevzileri ve tanksavar engelleri oluşturuyor.
Parlamento, doğu sınırındaki askeri tahkimatların daha hızlı yapılabilmesi için özel düzenlemeler getirdi.
Litvanya ise Rusya’nın Kaliningrad bölgesi ve Belarus sınırındaki savunma altyapısına büyük yatırım yapıyor.
Vilnius yönetimi, düşman hareketini kısıtlamaya yönelik projelere 10 yıllık dönemde 1,1 milyar avro ayırdı.
Sınır bölgelerinde tahkimat malzemelerinin depolandığı mühendislik parkları oluşturuluyor.
Yani Avrupa’nın doğu sınırında artık yalnızca askerler değil, beton, çelik ve savunma hatları da konuşlandırılıyor.
BEŞ AVRUPA ÜLKESİ MAYIN SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLDİ
En dikkat çekici adımlardan biri ise antipersonel mayınlarla ilgili.
Estonya, Letonya, Litvanya, Finlandiya ve Polonya, antipersonel mayınlarını yasaklayan Ottawa Sözleşmesi’nden ayrıldı.
Bu kararların yürürlüğe girmesiyle birlikte söz konusu ülkelerin savunma planlarında antipersonel mayınların yeniden kullanılabilmesinin önü açıldı.
Gerekçe ise yine aynı:
Rusya ve Belarus sınırındaki savunma kapasitesini artırmak.
Bu gelişme, Avrupa’da güvenlik anlayışının ne kadar değiştiğinin en somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
FİNLANDİYA’DA 1 MİLYONLUK YEDEK ORDU
Kuzey Avrupa’daki tablo da dikkat çekici.
Finlandiya, askerlik ve seferberlik sistemini genişletiyor.
2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle seferberlik emri yaşı 65’e çıkarıldı.
Finlandiya Savunma Bakanlığı’nın hesabına göre önümüzdeki beş yıllık geçiş döneminde rezerv havuzuna yaklaşık 125 bin kişi daha eklenecek.
2031’de ülkenin toplam rezerv kapasitesinin yaklaşık 1 milyon kişiye ulaşması hedefleniyor.
Finlandiya aynı zamanda sivil savunma altyapısıyla da Avrupa’nın en hazırlıklı ülkelerinden biri.
Ülkede yaklaşık 50 bin sivil savunma sığınağı bulunuyor.
Bu sığınakların toplam kapasitesi yaklaşık 7 milyon kişi.
Eylül ayında Kuopio’da düzenlenen geniş kapsamlı tatbikatta ise elektrik ve su altyapısına yönelik siber saldırılar ile füze saldırısı senaryoları birlikte uygulandı.
DANİMARKA’DA KADINLAR DA ASKERLİK SİSTEMİNDE
Danimarka da askerlik sistemini değiştirdi.
Yeni modelle birlikte askerlik süresi 4 aydan 11 aya çıkarıldı.
Kadın ve erkekler askerlik yükümlülüğü açısından eşitlenirken, yıllık asker sayısının 6 bin 500’e çıkarılması planlanıyor.
Kadınlar da 18 yaşına geldiklerinde askerlik değerlendirmesine çağrılmaya başlandı.
Yani Avrupa’nın bazı ülkelerinde savunma anlayışı yalnızca silah ve teknolojiyle değil, insan gücüyle de büyütülüyor.
İSVEÇ VATANDAŞLARINI SAVAŞA HAZIRLIYOR
İsveç’te ise hazırlığın adresi doğrudan toplum.
Hükümet milyonlarca haneye “Kriz veya Savaş Gelirse” başlıklı rehber dağıttı.
Vatandaşlara elektrik ve iletişim kesintilerinde, hava saldırılarında, tahliye sırasında ve savaş koşullarında ne yapmaları gerektiği anlatılıyor.
İsveç’te yaklaşık 64 bin sivil savunma sığınağı bulunuyor.
Bu sığınakların toplam kapasitesi yaklaşık 7 milyon kişi.
Savaş ya da yüksek alarm durumunda sığınakların en fazla 48 saat içinde kullanıma hazır hale getirilmesi gerekiyor.
Mesaj açık:
Devlet yalnızca orduyu değil, toplumu da olası krizlere hazırlıyor.
POLONYA AVRUPA’NIN ASKERİ MERKEZLERİNDEN BİRİNE DÖNÜŞÜYOR
Avrupa’nın doğusundaki en büyük hazırlıklardan biri Polonya’da yürütülüyor.
Varşova, uzun vadede muvazzaf ve yedeklerden oluşan yaklaşık 500 bin kişilik bir kuvvet yapısına ulaşmayı hedefliyor.
Askeri eğitim programları da genişletiliyor.
2028’den itibaren her yıl 100 bine kadar vatandaşın askeri eğitimden geçirilmesi planlanıyor.
Bir diğer büyük proje ise “Doğu Kalkanı”.
Rusya’nın Kaliningrad bölgesi ve Belarus sınırını kapsayan savunma sistemi için 10 milyar zloti kaynak ayrıldı.
Tahkimatlar, fiziksel engeller, gözetleme sistemleri ve hava sahasının izlenmesine yönelik altyapı projenin parçaları.
Polonya ayrıca ABD’nin NATO nükleer paylaşımı kapsamında Amerikan nükleer silahlarının ülkesinde konuşlandırılmasına açık olduğunu daha önce açıklamıştı.
FRANSA VATANDAŞLARA 72 SAAT DİYOR
Hazırlık yalnızca doğu Avrupa’da değil.
Fransa da vatandaşlarını büyük krizlere karşı hazırlıyor.
Hükümet, vatandaşlara en az 72 saat kendi kendilerine yetebilecekleri acil durum çantası hazırlamalarını tavsiye ediyor.
Listede su, bozulmayan gıda, ilaç, ilk yardım malzemeleri, radyo, el feneri, şarj cihazı, sıcak giysiler, kimlik belgelerinin kopyaları ve nakit para bulunuyor.
Gerekçe ise yalnızca savaş değil.
Doğal afetlerden siber saldırılara, enerji kesintilerinden silahlı çatışmalara kadar geniş bir kriz senaryosu ele alınıyor.
İNGİLTERE’DE “SAVAŞ KİTABI” YENİDEN GÜNCELLENİYOR
Birleşik Krallık’ta hazırlık daha da ileri gidiyor.
Londra, Soğuk Savaş döneminde hükümetin savaş veya büyük saldırı sırasında nasıl çalışacağını belirleyen merkezi kriz protokollerini yeniden güncelliyor.
Askeri kurumlar, kamu kuruluşları, sanayi, gönüllü kuruluşlar ve kritik hizmet sağlayıcılarını kapsayan geniş kapsamlı savunma planları hazırlanıyor.
Enerji…
Su…
Haberleşme…
Ulaşım…
Denizaltı kabloları…
Hepsi kritik altyapı kapsamında değerlendiriliyor.
Ayrıca hibrit saldırılara karşı büyük bir tatbikat yapılması planlanıyor.
ALMANYA’DA 800 BİN ASKER İÇİN LOJİSTİK PLAN
Ve Almanya…
Avrupa’nın olası bir NATO-Rusya çatışmasında lojistik merkezlerinden biri olması planlanıyor.
Alman Silahlı Kuvvetleri’nin planlamasına göre NATO’nun 5. maddesinin devreye girdiği bir senaryoda, altı ay içerisinde 800 bine kadar müttefik askerin ve 200 bine kadar aracın Almanya üzerinden doğuya sevk edilmesi söz konusu olabilecek.
Bu kadar büyük bir askeri hareketlilik için yolların, demiryollarının, köprülerin, limanların ve lojistik merkezlerin hazır olması gerekiyor.
Berlin ayrıca kendi ordusunu da büyütmek istiyor.
Hedef:
260 bin aktif asker ve 200 bin rezervist.
Toplam 460 bin personel.
NATO’NUN HEDEFİ: SAVUNMAYA YÜZDE 5
Bütün bu ulusal hazırlıkların üzerinde bir de NATO’nun yeni savunma hedefi bulunuyor.
NATO üyeleri, 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ini savunma ve güvenlikle bağlantılı alanlara ayırma taahhüdünde bulundu.
Bunun en az yüzde 3,5’inin temel savunma ihtiyaçlarına ayrılması öngörülüyor.
Kalan bölüm ise kritik altyapı, sivil hazırlık, dayanıklılık ve savunma sanayisi gibi alanlarda kullanılabilecek.
Yani mesele artık yalnızca tank, uçak ve asker değil.
Yollar, fabrikalar, enerji sistemleri, siber güvenlik, haberleşme ve toplumun krizlere dayanıklılığı da savunmanın parçası kabul ediliyor.
AVRUPA BİRLİĞİNDEN 800 MİLYAR EUROLUK PLAN
Avrupa Birliği de savunma yatırımlarını büyütüyor.
Hazırlık 2030 çerçevesinde 800 milyar avroya kadar ek savunma yatırımı için alan oluşturulması hedefleniyor.
150 milyar avroluk SAFE mekanizması kapsamında ise füze savunması, insansız hava araçları ve siber güvenlik gibi alanlarda ortak yatırımlar destekleniyor.
Öncelikler arasında hava ve füze savunması, mühimmat, füzeler, drone ve anti-drone sistemleri, kara muharebesi, askeri hareketlilik, siber savaş, yapay zeka ve elektronik harp bulunuyor.
Avrupa artık sadece bugünün savaşını değil, yüksek yoğunluklu olası bir çatışmayı da hesaba katarak plan yapıyor.
PEKİ AVRUPA SAVAŞA MI HAZIRLANIYOR?
İşte asıl soru bu.
Avrupa hükümetleri ve NATO, yapılan hazırlıkların amacının savaş çıkarmak değil, caydırıcılığı artırmak ve olası bir saldırıya karşı savunma kapasitesini güçlendirmek olduğunu söylüyor.
Ancak tabloya birlikte bakıldığında ortaya oldukça kapsamlı bir hazırlık çıkıyor.
Rusya sınırında koruganlar…
Tanksavar engelleri…
Mayın planları…
Yüz binlerce kişilik rezerv ordular…
Zorunlu askerlik düzenlemeleri…
Nükleer caydırıcılık tartışmaları…
Sığınaklar…
Savaş zamanı hükümet planları…
Stratejik stoklar…
Mühimmat üretimi…
Ve yüz binlerce NATO askerinin Avrupa içinde hareket ettirilmesine yönelik lojistik hazırlıklar…
Bütün bunlar Avrupa’nın büyük çaplı bir savaş ihtimalini ciddiye aldığını ve buna karşı çok katmanlı bir hazırlık yürüttüğünü gösteriyor.
Ancak bu hazırlıkların tek başına Avrupa’da bir savaşın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediğini de belirtmek gerekiyor.
Avrupa’nın verdiği mesaj şu:
“Savaşı istemiyoruz; ama savaş çıkarsa hazırlıksız yakalanmayacağız.”
Önümüzdeki dönemde asıl soru ise şu olacak:
Bu caydırıcılık politikası savaşı önleyecek mi, yoksa Avrupa ile Rusya arasındaki askeri gerilimin daha da büyümesine mi yol açacak?
Avrupa’da artık yalnızca ordular değil, şehirler, sınırlar, fabrikalar ve milyonlarca vatandaş da olası büyük bir kriz senaryosuna hazırlanıyor.


