15 YIL SONRA GELEN TUTUKLAMA…
15 yıl önce hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturma yeniden açıldı.
Soruşturmanın ikinci dalgasında gazeteci Selahattin Günday tutuklandı.
Peki Günday neden tutuklandı?
Hakkındaki suçlama ne?
Ve Günday bu suçlamaya ne diyor?
İşte tartışmanın merkezindeki dosya…
SUÇLAMA NE?
Selahattin Günday, 2011 yılında Kaşif Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne giriş görüntülerini çekmek ve bu görüntüleri haberleştirmekle suçlanıyor.
Savcılık, Günday hakkında “istihbarat faaliyetiyle ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” ve “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlamalarını yöneltti.
Günday’la birlikte gözaltına alınan iki acil tıp teknisyeni ise Kozinoğlu’nun ölümüyle bağlantılı olarak “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.
Sulh Ceza Hakimliği, savcılığın talebi doğrultusunda Günday ve iki sağlık çalışanının tutuklanmasına karar verdi.
Kameraman İdris T. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
GÜNDAY: “GÖRÜNTÜYÜ BEN ÇEKMEDİM”
Gazeteci Selahattin Günday ise suçlamayı kabul etmiyor.
Savcılık ifadesinde, Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne geldiği gün kameraman arkadaşı İdris T. ile birlikte görev yaptığını anlattı.
O dönemde Kozinoğlu’nun Odatv soruşturması kapsamında adliyeye geleceğinin basında yer aldığını belirten Günday, aralarında 50’den fazla gazetecinin bulunduğu bir grubun adliye önünde beklediğini söyledi.
Arka kapıda hareketlilik yaşandığını, gazetecilerin buraya yöneldiğini anlatan Günday, iki kişinin adliyeye girmeye çalıştığını ve gazetecilerin bu kişilerden birinin Kozinoğlu olabileceğini düşündüğünü söyledi.
Ancak Günday’a göre kendileri o görüntüyü çekemedi.
Yaklaşık 10-15 dakika sonra Kozinoğlu’nun protokol kapısından geldiğini belirten Günday, bu kez kameraman İdris T.’nin görüntü aldığını söyledi.
Günday, kendisinin de o sırada görüntüde bulunduğunu belirterek, çekimi kendisinin yapmadığını savundu.
“GÖRÜNTÜYÜ HABER MERKEZİNE GÖNDERDİK”
Günday, kameraman İdris T.’nin çektiği görüntünün haber merkezine gönderildiğini ve son dakika gelişmesi olarak haberleştirildiğini anlattı.
Ancak haber merkezine gönderilen görüntünün Kozinoğlu’nun arka kapıdan girişine ait olmadığını düşündüğünü söyledi.
Arka kapıya ilişkin görüntünün başka ajanslardan ya da bölgede bulunan diğer gazetecilerden alınmış olabileceğini ifade eden Günday, bu konuda ayrıntıları tam olarak hatırlamadığını belirtti.
Yani Günday’ın savunmasının merkezinde şu iddia bulunuyor:
“Kozinoğlu’nun görüntüsünü ben çekmedim.”
“ÖLÜMÜNÜN ŞÜPHELİ OLDUĞUNU İLK BEN YAZDIM”
Dosyanın dikkat çeken bir başka noktası ise Günday’ın Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili daha önce yaptığı haberler.
Günday, Kozinoğlu’nun cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından ölümün kalp krizi olarak duyurulduğu dönemde, ölümün şüpheli olabileceğine ilişkin haber yapan ilk gazetecilerden biri olduğunu belirtti.
Gazeteci, yaptığı haberlerin gazetecilik faaliyeti olduğunu ve Kozinoğlu’nun görüntülerini yayımlamasında gazetecilik dışında herhangi bir amacının bulunmadığını savundu.
AVUKATLAR: “GÖRÜNTÜYÜ O ÇEKMEDİ”
Günday’ın avukatları Hüseyin Ersöz ve Enes Hikmet Ermaner de tutuklama kararına itiraz ediyor.
Avukatların itirazlarının üç temel noktası bulunuyor.
İlk olarak, söz konusu görüntülerin Günday tarafından çekilmediğini savunuyorlar.
İkinci olarak, Günday’a yöneltilen suçlamada dayanak gösterilen MİT Kanunu’nun 27’nci maddesinin olay tarihinde mevcut olmadığını belirtiyorlar.
Üçüncü itiraz ise zaman aşımı.
Avukatlara göre olayın üzerinden yaklaşık 15 yıl geçti ve söz konusu eylem açısından dava zamanaşımı süresi doldu.
“2011’DE YÜRÜRLÜKTE OLMAYAN MADDEYLE TUTUKLAMA”
Avukat Hüseyin Ersöz, yaptığı açıklamada MİT Kanunu’nun 2014 yılında önemli değişikliklere uğradığını ve ilgili maddenin yeniden düzenlendiğini belirtti.
Ersöz’e göre 2011 yılında gerçekleştiği iddia edilen bir eylem için 2014 yılında değiştirilen bir düzenlemenin dayanak gösterilmesi hukuki açıdan tartışmalı.
Avukat ayrıca, Kozinoğlu’nun adliyeye geliş görüntülerinin o dönemde çok sayıda televizyon kanalı, gazete ve haber ajansı tarafından yayımlandığını vurguladı.
“GÖRÜNTÜYÜ BEN ÇEKTİM” DİYEN BAŞKA BİR MUHABİR VAR
Savunmanın dikkat çektiği bir başka ayrıntı ise 2012 tarihli Anadolu Ajansı haberi.
Avukat Ersöz, Beşiktaş Adliyesi Ek Hizmet Binası’nın kapanması sırasında yapılan röportajda bir Cihan Haber Ajansı muhabirinin Kozinoğlu’nu ilk kez görüntüleyen kişinin kendisi olduğunu söylediğini belirtiyor.
Avukatlara göre bu açıklama, Günday’ın söz konusu görüntüyü çektiği iddiasıyla çelişiyor.
Ayrıca Kozinoğlu’nun fotoğraflarının ve kimliğinin, adliyeye gelmesinden çok daha önce basında yer aldığı da savunmada vurgulanıyor.
“DELİL KARARTMA İHTİMALİ YOK”
Günday’ın avukatları tutukluluğa itiraz dilekçesinde bir başka noktaya daha dikkat çekti.
Olayın yaklaşık 15 yıl önce yaşanmış olması nedeniyle delillerin karartılması ihtimalinin bulunmadığını savunan avukatlar, olayın üzerinden geçen uzun zamanın tutuklama tedbirini ayrıca tartışmalı hale getirdiğini belirtti.
Dilekçede ayrıca zamanaşımı süresinin 10 Mart 2026 tarihinde dolduğu ileri sürüldü.
İTİRAZ MAHKEMEDE
Selahattin Günday’ın avukatları tutuklama kararına karşı Silivri 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.
İtiraz dilekçesinde Günday’ın görüntüyü çekmediği, olay tarihinde dayanak gösterilen MİT Kanunu hükmünün yürürlükte olmadığı ve zamanaşımı süresinin dolduğu savunuldu.
Şimdi gözler mahkemenin vereceği kararda.
Bir tarafta savcılık ve hakimliğin “kuvvetli suç şüphesi” gerekçesiyle verdiği tutuklama kararı…
Diğer tarafta ise gazetecinin görüntüyü çekmediği, ilgili yasal düzenlemenin olay tarihinde yürürlükte olmadığı ve dosyada zamanaşımı bulunduğu yönündeki savunma…
15 yıl önce yaşanan bir olayın yeniden soruşturulması ve bir gazetecinin bu dosya kapsamında tutuklanması, Türkiye’de hukuk ve basın özgürlüğü tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.
Dosyanın bundan sonraki aşamasında, hem tutukluluğa yapılan itiraz hem de soruşturmanın diğer şüpheliler açısından nasıl ilerleyeceği belirleyici olacak.


