17.9 C
İstanbul
Pazar, Mayıs 17, 2026

Yazıyı Paylaş

Trump’ın Çin Ziyareti: İyimser Mesajların Gölgesinde Derin Anlaşmazlıklar

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyaret, dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Trump, Pekin temaslarının ardından yaptığı açıklamalarda görüşmeleri “harika birkaç gün” olarak tanımlarken, iki ülke arasında önemli ticaret anlaşmaları yapıldığını savundu. Ancak Çin tarafından gelen mesajlar ve görüşmelerin içeriği, Washington ile Pekin arasındaki temel sorunların hâlâ çözülmekten uzak olduğunu gösteriyor.

Trump’ın ziyaret boyunca kullandığı iyimser söylem, özellikle İran savaşı, Tayvan meselesi, ticaret savaşları ve enerji güvenliği gibi kritik başlıklarda taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını gölgeleyemedi.

Şi Cinping’den Kontrollü Mesajlar

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Trump’ı Pekin’deki resmi konutu Zhongnanhai’de ağırladı. Görüşmeler sırasında iki lider kameralar önünde dostane görüntüler verdi. Trump, toplantılar öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada:

“Gerçekten harika birkaç gün geçirdik”

ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Şi’nin kendisini “olağanüstü başarılarından dolayı kutladığını” söyledi. Eski Başkan Joe Biden dönemine gönderme yapan Trump, Çin liderinin ABD’yi “gerileyen bir ülke” olarak tanımladığını ancak bunu “nazik bir üslupla” dile getirdiğini aktardı.

Buna rağmen Çin tarafının açıklamaları daha temkinliydi. Çin Dışişleri Bakanlığı, görüşmelerin dünya için “istikrar sağlayıcı” olduğunu belirtmekle yetindi. Pekin yönetimi, Trump’ın iddia ettiği ölçüde tarihi bir yakınlaşma yaşandığı izlenimini vermedi.

Tayvan Konusu Görüşmelere Damga Vurdu

Görüşmelerde en sert başlık Tayvan oldu. Çin yönetimi, Tayvan’ı kendi toprağının parçası olarak görmeye devam ediyor ve olası bağımsızlık girişimlerine karşı güç kullanabileceğini açıkça dile getiriyor.

Çinli yetkililere göre Şi Cinping, Trump’a özel görüşmeler sırasında Tayvan konusundaki anlaşmazlıkların kötü yönetilmesi hâlinde bunun büyük güçler arasında “çatışmaya hatta savaşa” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Bu açıklama, Pekin’in kırmızı çizgisinin değişmediğini gösterdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Çin’in bu mesajına karşılık Washington’un Tayvan politikasının değişmediğini vurguladı. Rubio, Çin’in Tayvan’ı zorla ele geçirmeye çalışmasının “korkunç bir hata” olacağını söyledi.

Trump yönetimi daha önce Tayvan’a 11 milyar dolarlık büyük bir silah satış paketi açıklamıştı. Ancak bu satış henüz uygulanmadı. Trump’ın Pekin ziyaretinde bu konuyu doğrudan Şi ile görüşmek istediği belirtiliyor.

Öte yandan Trump’ın geçmişte Tayvan hakkında yaptığı ekonomik eleştiriler de dikkat çekiyor. ABD Başkanı, Tayvan’ın Amerika’nın yarı iletken sektörünü “çaldığını” savunmuş ve ABD’nin askeri korumasının bir bedeli olması gerektiğini söylemişti.

İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı

Ziyaretin en kritik uluslararası gündem maddelerinden biri İran savaşı oldu. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan çatışmalar, küresel enerji piyasalarını ciddi biçimde etkiledi.

Dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması, özellikle Çin gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından büyük risk oluşturuyor.

Trump, Fox News’e verdiği röportajda Şi Cinping’in savaşın sona erdirilmesi konusunda yardım teklif ettiğini söyledi. Trump’a göre Çin lideri:

“Hürmüz Boğazı’nın açıldığını görmek istiyor. Yardımcı olabilirsem yardım etmek isterim”

ifadelerini kullandı.

Ancak Çin kamuoyu önünde bu konuda aktif arabuluculuk üstleneceğine dair net bir mesaj vermedi.

Pekin yönetimi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirmeye devam ediyor. İran’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olan Çin, Tahran üzerinde önemli ekonomik etkiye sahip olsa da doğrudan diplomatik müdahaleden kaçınıyor.

Uzmanlara göre Çin’in temel önceliği enerji arz güvenliğini korumak. İran savaşının uzaması durumunda petrol fiyatlarının yükselmesi, Çin ekonomisi üzerinde ciddi baskı oluşturabilir.

Ticaret Anlaşmaları Gerçekten Büyük mü?

Trump ziyaret sonrasında Çin ile “harika ticaret anlaşmaları” yaptığını açıkladı. Ancak kamuoyuna somut detaylar verilmedi.

ABD Başkanı yalnızca Çin’in yaklaşık 200 adet Boeing yolcu uçağı satın almayı kabul ettiğini söyledi. Ayrıca Pekin yönetiminin ABD’den daha fazla soya fasulyesi ve tarım ürünü alma konusunda istekli olduğunu belirtti.

Görüşmelerde iki ülke arasındaki ticaret anlaşmazlıklarını çözmek amacıyla ortak bir ticaret kurulu kurulması da gündeme geldi.

Trump’a eşlik eden iş insanları heyetinde Mastercard ve Visa yöneticilerinin bulunması dikkat çekti. ABD tarafı özellikle Amerikan finans şirketlerinin Çin pazarına daha fazla erişim sağlamasını istiyor.

Ancak Çin ekonomisinin stratejik alanlarda yabancı şirketlere hâlâ sınırlı alan açması nedeniyle bu hedeflerin kısa vadede tam anlamıyla gerçekleşmesi zor görülüyor.

Fentanil ve Güvenlik Sorunları

Washington yönetiminin Çin’e yönelik önemli suçlamalarından biri de yasa dışı fentanil üretiminde kullanılan kimyasalların Çin’den Meksika’ya gönderilmesi.

ABD’de büyük bir uyuşturucu krizine neden olan fentanil nedeniyle her yıl on binlerce kişi hayatını kaybediyor.

Beyaz Saray, Çin’in bu kimyasalların akışını durdurmak için daha fazla sorumluluk üstlenmesini talep ediyor. Ancak Pekin bu konuda da ABD’nin beklentilerini tam anlamıyla karşılamış değil.

Bu mesele, iki ülke arasında güvenlik ve kamu sağlığı alanındaki gerilimin devam ettiğini gösteriyor.

İyimser Görüntüye Rağmen Rekabet Sürüyor

Trump’ın ziyaret boyunca verdiği olumlu mesajlar, iki ülke arasındaki stratejik rekabetin sona erdiği anlamına gelmiyor.

Tayvan, teknoloji savaşları, enerji güvenliği, İran politikası, ticaret dengesi ve askeri nüfuz alanları gibi temel başlıklarda Washington ile Pekin arasındaki görüş ayrılıkları devam ediyor.

Her iki taraf da ilişkileri tamamen koparmak istemese de küresel liderlik mücadelesi giderek daha belirgin hale geliyor.

Trump’ın “özel ilişki” vurgusu kısa vadede diplomatik tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir. Ancak uzmanlara göre ABD ile Çin arasındaki rekabet artık geçici değil, yapısal bir karakter taşıyor.

Bu nedenle Pekin ziyaretinden çıkan dostane fotoğraflara rağmen dünyanın en büyük iki gücü arasındaki stratejik gerilim önümüzdeki dönemde de küresel siyasetin merkezinde kalmaya devam edecek.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

İlginizi Çekebilir