Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Hürmüz Boğazı’nda son dönemde artan gerilimle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ABD ile İran arasında kırılgan bir ateşkes süreci devam ederken konuşan Lavrov, bölgedeki krizin temel sorumlusunun İran değil, ABD ve İsrail’in izlediği politikalar olduğunu savundu.
Moskova’da düzenlenen bir basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Lavrov, Orta Doğu’daki mevcut gerilimin askeri baskılar ve karşılıklı tehditlerle daha da derinleştiğini belirtti. Rus Bakan, özellikle İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile ABD’nin bölgedeki askeri desteğinin çatışma riskini büyüttüğünü ifade etti.
“Hürmüz’de Güvenlik İran’dan Kaynaklı Tehdit Altında Değil”
Lavrov, dünya enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin sağlanmasının uluslararası ekonomi için hayati olduğunu söyledi. Ancak Rus bakana göre mevcut krizin nedeni İran’ın politikaları değil.
Lavrov açıklamasında:
“Bölgedeki temel sorun İran değildir. Krizin esas kaynağı ABD ve İsrail’in saldırgan yaklaşımıdır”
ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakanı, Batılı ülkelerin İran üzerindeki baskıyı artırarak bölgesel dengeleri bozduğunu öne sürdü. Lavrov’a göre Washington ve Tel Aviv yönetimleri, İran ile komşu Arap ülkeleri arasında kalıcı bir düşmanlık oluşturmayı hedefliyor.
Ateşkes Süreci Kırılganlığını Koruyor
ABD ile İran arasında son haftalarda sağlanan geçici ateşkesin henüz kalıcı bir anlaşmaya dönüşmemesi bölgede endişeleri artırıyor.
Tarafların doğrudan müzakere masasına oturmaması nedeniyle diplomatik temasların büyük bölümü üçüncü ülkeler aracılığıyla yürütülüyor. Özellikle Pakistan’ın arabuluculuğunda iletilen önerilerin taraflar tarafından kabul edilmemesi, çözüm umutlarını zayıflattı.
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanabilecek yeni bir askeri gerilim, küresel petrol piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir.
Dünyadaki petrol taşımacılığının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, enerji güvenliği açısından stratejik önem taşıyor. Bu nedenle bölgede yaşanacak herhangi bir çatışma yalnızca Orta Doğu’yu değil Avrupa, Asya ve ABD ekonomilerini de doğrudan etkileyebilir.
Lavrov’dan ABD ve İsrail’e Sert Eleştiri
Rus Bakan, açıklamalarında özellikle ABD ve İsrail’i hedef aldı. Lavrov, İran’a yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak askeri operasyonların bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını söyledi.
Lavrov’a göre Washington yönetimi bölgede baskı politikası izleyerek İran’ı yalnızlaştırmaya çalışıyor. İsrail’in güvenlik gerekçesiyle gerçekleştirdiği operasyonların ise diplomatik çözüm ihtimalini zora soktuğunu ifade etti.
Rusya uzun süredir İran ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini koruyan ülkeler arasında yer alıyor. Moskova yönetimi, Batı’nın İran’a yönelik yaptırımlarına ve askeri baskılarına sık sık karşı çıkıyor.
Hindistan İçin Arabuluculuk Önerisi
Lavrov’un açıklamalarındaki dikkat çekici başlıklardan biri de Hindistan’a ilişkin oldu. Rus Bakan, Yeni Delhi yönetiminin İran ile Arap ülkeleri arasında uzun vadeli bir arabulucu rolü üstlenebileceğini söyledi.
Hindistan’ın hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkilere sahip olduğunu belirten Lavrov, bu nedenle taraflar arasında güven oluşturabilecek ülkelerden biri olduğunu ifade etti.
Son dönemde küresel diplomaside daha aktif rol üstlenmeye çalışan Hindistan’ın enerji güvenliği açısından da bölgede istikrar istediği biliniyor.
Rusya’dan “Kalıcı Çözüm” Vurgusu
Moskova yönetimi, geçici ateşkeslerin tek başına yeterli olmayacağını savunuyor. Lavrov, bölgede uzun vadeli güvenlik mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirterek kalıcı siyasi çözüm çağrısı yaptı.
Rusya’ya göre askeri yöntemler yerine diplomatik müzakereler ön plana çıkarılmalı ve tüm bölge ülkelerinin güvenlik kaygılarını dikkate alan yeni bir diyalog süreci başlatılmalı.
Lavrov’un açıklamaları, Rusya’nın Orta Doğu’daki krizlerde Batı’dan farklı bir pozisyon almaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu. Moskova, özellikle İran konusunda ABD ve İsrail’in politikalarını eleştirirken, bölgesel iş birliği ve diplomasi vurgusunu öne çıkarıyor.
Ancak uzmanlar, taraflar arasındaki derin güvensizlik nedeniyle kısa vadede kapsamlı bir çözümün kolay görünmediğine dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin önümüzdeki dönemde küresel siyasetin en kritik başlıklarından biri olmaya devam etmesi bekleniyor.


