Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), eyalet seçimlerinden tarihi bir zaferle çıktı. Yüzde 43,8 oy alan AfD, en yakın rakibi CDU’ya 26 puandan fazla fark attı. Parti tek başına hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu elde edemese de sonuç, Almanya’da aşırı sağın eyalet siyaseti açısından ulaştığı en güçlü noktalardan biri oldu. Seçim sonucuna Almanya Türk Toplumu’ndan (TGD) sert ve kaygılı tepki geldi.
Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de gerçekleştirilen eyalet meclisi seçimleri, ülke siyasetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Seçimin tartışmasız galibi AfD oldu. Parti, oyların yüzde 43,8’ini alarak tarihindeki bir eyalet seçimindeki en yüksek sonuçlardan birine ulaştı. 2021’de yüzde 20,8 oy alan AfD, böylece desteğini iki katından fazla artırdı.
Buna karşılık Almanya’nın ana muhafazakâr partisi CDU büyük bir gerileme yaşadı. 2021’de yüzde 37,1 oy alan CDU bu kez yaklaşık yüzde 17,2‘de kaldı. SPD yüzde 9,3, Yeşiller yüzde 8,9, Sol Parti yüzde 8,6 oy aldı. İlk kez eyalet seçimlerine giren Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ise yüzde 5,3 ile yüzde 5’lik seçim barajını aşarak meclise girdi.
FDP ise yüzde 2,6’da kalarak eyalet meclisine giremedi.
AfD’nin tarihi başarısı
AfD’nin başarısı yalnızca oy oranıyla sınırlı kalmadı. Parti, eyaletteki çok sayıda seçim bölgesinde doğrudan milletvekilliği kazanarak siyasi gücünü önemli ölçüde artırdı.
Yeni eyalet meclisinde AfD 39, CDU 15, SPD 8, Yeşiller 8, Sol Parti 8 ve BSW 5 sandalye elde etti. Çoğunluk için 42 sandalye gerekiyor.
Bu tablo, AfD’nin açık ara birinci parti olmasına rağmen tek başına hükümet kuramayacağı anlamına geliyor.
Seçimin dikkat çekici yönlerinden biri de AfD’nin farklı yaş gruplarında yüksek destek görmesi oldu. Parti özellikle genç ve orta yaşlı seçmenler arasında güçlü sonuçlar aldı. Bu durum, AfD’nin artık yalnızca belirli bir kesimin protesto partisi olmaktan çıkarak daha geniş bir seçmen tabanına ulaştığı yorumlarına yol açtı.
CDU ağır darbe aldı
Seçimin en büyük kaybedenlerinden biri CDU oldu.
Saksonya-Anhalt Başbakanı Sven Schulze’nin partisi, önceki seçimde elde ettiği yüzde 37,1’lik oy oranının yarısından fazlasını kaybetti.
CDU’nun yaşadığı bu büyük düşüş, yalnızca eyalet siyaseti açısından değil, federal düzeyde Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki CDU açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
AfD’nin yükselişini durdurmak için izlenecek strateji, Almanya’daki merkez sağ siyasetin önündeki en önemli sorunlardan biri haline geldi.
Merz ve CDU yönetimi ise AfD ile herhangi bir koalisyon ya da siyasi iş birliğine karşı olduklarını yineledi.
AfD kazandı ama hükümeti kuramıyor
AfD’nin yüzde 43,8’lik tarihi oy oranına rağmen parti, eyalet hükümetini tek başına kurabilecek çoğunluğa ulaşamadı.
83 sandalyeli eyalet meclisinde çoğunluk için 42 sandalye gerekiyor. AfD’nin ise 39 sandalyesi bulunuyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde koalisyon görüşmeleri kritik önem taşıyacak.
Özellikle BSW’nin tutumu yakından izlenecek. Ancak CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti’nin AfD ile iş birliği yapmayı reddetmesi nedeniyle hükümet kurma sürecinin oldukça zor geçmesi bekleniyor.
Bu durum, Saksonya-Anhalt’ta yeni bir siyasi formül arayışını zorunlu hale getiriyor.
AfD’nin başbakan adayı: “Tarih yazdık”
AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki başbakan adayı Ulrich Siegmund, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından partisinin “tarih yazdığını” söyledi.
Siegmund, sonucun yalnızca Saksonya-Anhalt açısından değil, Almanya’nın tamamı açısından da önemli olduğunu savundu.
AfD yönetimi ise sonucu, partinin gelecekte federal düzeyde iktidar olma hedefi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor.
Partinin ülke genelindeki hedefi, doğu Almanya’daki güçlü konumunu batı eyaletlerine de taşımak ve 2029 federal seçimlerinde hükümet kurabilecek bir siyasi güç haline gelmek.
Ancak AfD’nin önündeki en büyük engel, diğer büyük partilerin partiyle koalisyon kurmayı reddetmesi.
Almanya Türk Toplumu’ndan sert uyarı
Seçim sonucunun ardından Almanya Türk Toplumu (TGD) da kaygılarını kamuoyuyla paylaştı.
Almanya’daki Türkiye kökenli çok sayıda derneğin çatı kuruluşu olan TGD, Saksonya-Anhalt’ta AfD’nin açık farkla birinci parti olmasının özellikle göçmenler, Müslümanlar, Yahudiler ve LGBTİ+ bireyler açısından endişe verici olduğunu bildirdi.
TGD, aşırı sağcıların hedefi olabilecek grupların daha iyi korunması için federal hükümet ve eyalet yönetiminden somut önlemler alınmasını istedi.
TGD Eş Başkanı Mehtap Çağlar, seçim sonucunun ardından insanların günlük yaşamlarında kendilerini güvende hissedip hissetmeyeceklerini sorgulamaya başladığına dikkat çekti.
Çağlar, insanların sabah sokağa çıktıklarında güvende olup olmadıklarını, çocuklarının korkmadan okula gidip gidemeyeceğini ve eyalette yaşamaya devam edip edemeyeceklerini düşünmek zorunda kaldığını belirtti.
TGD Eş Başkanı Gökay Sofuoğlu da devletin siyasi tehditlerin fiziksel şiddete dönüşmesini beklememesi gerektiğini vurguladı.
Sofuoğlu’na göre demokratik bir seçim sonrasında insanların yaşadıkları bölgeyi terk etmek zorunda kalıp kalmayacaklarını düşünmesi, hukuk devleti açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.
“Güvenlik duvarı” korunmalı
TGD açıklamasında Almanya’daki bütün demokratik siyasi gruplara da çağrı yapıldı.
Dernek, AfD ile siyasi iş birliğine karşı oluşturulan ve Almanya’da “Brandmauer”, yani “güvenlik duvarı” olarak adlandırılan yaklaşımın korunmasını istedi.
Bu tartışma, AfD’nin yüzde 44’e yaklaşan oy oranıyla birinci parti olmasının ardından daha da önem kazandı.
Almanya’daki merkez partiler şimdi bir yandan AfD’nin seçmen desteğini nasıl artırdığını anlamaya, diğer yandan da aşırı sağcı partiyle iş birliği yapmadan bu yükselişi nasıl durdurabileceklerini tartışıyor.
Ferda Ataman: “AfD’nin başarısı korku yarattı”
Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman da seçim sonuçlarını azınlık grupları açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Ataman, özellikle engelli bireylerin, göçmenlerin ve göçmen kökenli çocukların yanı sıra LGBTİ+ bireyler, Yahudiler ve Müslümanların seçim sonucundan dolayı korku yaşadığını söyledi.
Seçim sonrasında farklı düşünenlere ve azınlık gruplarına yönelik kışkırtmaların ayrımcılık ya da şiddete dönüşmesinden endişe edildiğini belirten Ataman, ayrımcılığa maruz kalan kişilerin ilgili danışma ve mücadele merkezlerine başvurabileceğini ifade etti.
AfD’nin yükselişinin arkasında ne var?
Saksonya-Anhalt seçimlerinin en önemli sorularından biri de AfD’nin bu kadar yüksek bir oy oranına nasıl ulaştığı.
Uzmanlara göre ekonomik ve sosyal sorunlar, hayat pahalılığı, göç, güvenlik tartışmaları ve federal hükümete yönelik memnuniyetsizlik AfD’nin yükselişinde etkili oldu.
Özellikle doğu Almanya’da ekonomik dönüşümün yarattığı uzun vadeli sorunlar ve nüfus kaybı gibi meseleler, seçmenlerin geleneksel partilere yönelik tepkisini artırıyor.
AfD kampanyasında göçün sınırlandırılması, daha sert güvenlik politikaları ve federal hükümetin politikalarının değiştirilmesi gibi başlıkları öne çıkardı.
Parti ayrıca enerji fiyatları, ekonomik durum ve Almanya’nın dış politika tercihleri üzerinden hükümeti eleştirdi.
Bu nedenle seçim, yalnızca AfD’ye verilen destek olarak değil, aynı zamanda mevcut siyasi sisteme yönelik bir memnuniyetsizlik göstergesi olarak da değerlendiriliyor.
Seçime katılımda büyük artış
Seçimin bir başka dikkat çekici sonucu seçime katılım oranı oldu.
2021’de seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ı sandığa giderken bu seçimde katılım oranı yüzde 77,8’e yükseldi.
Bu artış, hem AfD destekçilerinin hem de AfD’ye karşı çıkan seçmenlerin sandığa yoğun biçimde yöneldiğini gösteriyor.
Seçim öncesinde Magdeburg başta olmak üzere çeşitli kentlerde AfD karşıtı gösteriler düzenlendi.
Seçim sonrasında da Almanya’nın farklı kentlerinde protestolar gerçekleştirildi. Göstericiler, aşırı sağın güçlenmesine karşı demokratik partilerin daha kararlı bir tutum almasını istedi.
Türkler ve diğer azınlıklar açısından seçim neden önemli?
Saksonya-Anhalt seçimlerinin Almanya’daki Türk toplumu açısından özel bir anlamı bulunuyor.
AfD’nin göç, vatandaşlık ve entegrasyon politikalarına yönelik talepleri, Almanya’da yaşayan milyonlarca göçmen kökenli insanın geleceğine ilişkin tartışmaları doğrudan etkiliyor.
TGD’nin kaygısı yalnızca seçim sonucundan kaynaklanmıyor. Asıl endişe, siyasi söylemlerin günlük hayatta ayrımcılığa, tehditlere veya fiziksel saldırılara dönüşmesi ihtimali.
Bu nedenle TGD, federal ve eyalet yönetimlerinden azınlıkların korunması, ayrımcılıkla mücadele mekanizmalarının güçlendirilmesi ve aşırı sağ kaynaklı tehditlerin erken aşamada önlenmesi için somut adımlar atılmasını istiyor.
Almanya için yeni bir siyasi dönemin işareti mi?
Saksonya-Anhalt’taki seçim sonucu, yalnızca bir eyalet hükümetinin nasıl kurulacağı sorusundan ibaret değil.
AfD’nin yüzde 43,8’e ulaşması, partinin doğu Almanya’daki güçlü konumunu yeni bir seviyeye taşıdı. Parti, 2021’deki sonucunu iki katından fazla artırarak siyasi dengeleri altüst etti.
Şimdi Almanya siyasetinde iki temel soru öne çıkıyor:
AfD’nin yükselişi nasıl durdurulacak?
Diğer partiler AfD ile iş birliği yapmadan seçmen desteğini nasıl geri kazanacak?
Saksonya-Anhalt’taki hükümet kurma süreci bu soruların ilk sınavı olacak.
AfD açık ara birinci parti olmasına rağmen hükümeti tek başına kuramıyor. Diğer partilerin “güvenlik duvarını” koruması halinde AfD’nin eyalet yönetiminin dışında kalması mümkün. Ancak bunun için diğer partilerin kendi aralarında anlaşması gerekiyor.
Seçim sonucu aynı zamanda Almanya’daki Türkler ve diğer azınlıklar açısından da yeni bir siyasi dönemin başladığına ilişkin kaygıları artırdı.
TGD’nin çağrısı bu nedenle yalnızca Saksonya-Anhalt’a yönelik değil. Dernek, Almanya’daki demokratik kurumların ve siyasi partilerin, aşırı sağın güçlenmesi karşısında azınlıkların güvenliğini garanti altına almasını istiyor.
Saksonya-Anhalt’ta sandıklar kapandı, ancak tartışma yeni başlıyor. AfD’nin tarihi yükselişi Almanya’daki siyasi dengeleri değiştirirken, Türk toplumu ve diğer azınlıkların geleceğine ilişkin endişeler de yeniden ülke gündeminin merkezine yerleşti.


