16.3 C
İstanbul
Pazartesi, Ekim 19, 2026

Almanya’dan Fransa’ya otomotiv tavizi: Türkiye AB teşviklerinin dışında kaldı

Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği’nin 2035 sonrası içten yanmalı motorlu araçlara yönelik düzenlemelerinin esnetilmesi konusunda uzlaştı. Anlaşma, Avrupa’da üretilen araçlara yönelik devlet desteklerinde Türkiye’nin kapsam dışında kalması ihtimalini gündeme getirdi. Ankara ise Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayisiyle bütünleşik üretim yapısına dikkat çekerek karara tepki gösteriyor.

Almanya ve Fransa, Avrupa otomotiv sektörünün geleceğine ilişkin müzakerelerde ortak bir tutum üzerinde anlaşmaya vardı. Uzlaşma, Avrupa Birliği’nin 2035 yılından itibaren yeni içten yanmalı motorlu araçların satışına yönelik planlanan kısıtlamalarının gevşetilmesini ve Avrupa üretimini destekleyecek teşviklerin kapsamının daraltılmasını öngörüyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği zirvesi sırasında yaptığı açıklamada, anlaşmayla içten yanmalı motor yasağının fiilen sona ereceğini söyledi. Ancak düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Avrupa Komisyonu’nun teklifi doğrultusunda Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin değerlendirme süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.

2035 hedefinde esneklik gündemde

Almanya, otomotiv sektörünün rekabet gücünü ve istihdamı korumak amacıyla uzun süredir 2035 hedefinin esnetilmesini savunuyordu. Fransa ise daha önce Almanya’nın yaklaşımına karşı çıkarak mevcut iklim hedeflerinin gevşetilmesinin Avrupa sanayisi açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulunmuştu.

İki ülke arasında varılan uzlaşmaya göre otomobil üreticilerinin, 2035 sonrasında yeni araç filolarının ortalama karbondioksit emisyonlarını yüzde 100 yerine yüzde 90 oranında azaltması yeterli olacak. Kalan yüzde 10’luk bölüm için Avrupa Komisyonu’nun önerdiği zorunlu telafi mekanizmasının uygulanmaması öngörülüyor.

Böylece üreticiler, filo emisyon sınırlarına uymaları koşuluyla yeni benzinli ve dizel araçların yanı sıra hibrit modelleri de satmayı sürdürebilecek. Alternatif yakıtların kullanımına ilişkin düzenlemeler ve yeşil çelik gibi düşük karbonlu malzemelerin teşvik edilmesi de anlaşmanın unsurları arasında yer alıyor.

Alman ve Fransız hükümetleri ortak açıklamalarında, emisyonların azaltılmasıyla Avrupa’nın elektrikli araç üretim kapasitesinin ve istihdamının korunmasını birlikte hedeflediklerini belirtti.

“Made in Europe” düzenlemesinde Türkiye ayrıntısı

Anlaşmanın Türkiye açısından en önemli sonucu ise otomotiv sektörüne yönelik devlet teşviklerinin kapsamıyla ilgili.

Uzlaşmaya göre kamu desteklerinin, prensip olarak Avrupa Birliği üyesi ülkelerde, Birleşik Krallık’ta ve Avrupa Ekonomik Alanı’ndaki diğer ülkelerde üretilen araçlarla sınırlandırılması öngörülüyor. Almanya daha önce Türkiye ve Fas gibi ülkelerde üretim yapan tedarikçilerin de kapsama alınabileceği daha esnek bir yaklaşımı destekliyordu.

Ancak Fransa ile varılan uzlaşmada bu yaklaşımın benimsenmemesi, Türkiye’nin yanı sıra Japonya ve Güney Kore gibi önemli otomotiv üreticisi ülkelerin de teşviklerin dışında kalması riskini doğurdu.

Bu durum, Türkiye’de üretim yapan ve Avrupa pazarına araç veya parça tedarik eden şirketlerin rekabet koşullarını etkileyebilir. Bununla birlikte söz konusu düzenlemenin nihai kapsamı ve uygulama koşulları, AB’deki yasama sürecinin sonucuna bağlı olacak.

Toyota’dan Türkiye vurgusu

Japon otomotiv üreticisi Toyota’nın Avrupa birimi, düzenlemenin Türkiye ve Japonya gibi güvenilir ticaret ortaklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesini istedi.

Şirket, bu ülkelerle yakın iş birliğinin Avrupa otomotiv sanayisinin rekabet gücünü destekleyebileceğini vurguladı. Özellikle batarya üretimi gibi stratejik alanlardaki yatırım kararlarının daha geniş kapsamlı bir iş birliğinden yarar sağlayacağına dikkat çekti.

Türkiye’nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki konumu, tartışmanın ekonomik boyutunu daha da önemli hale getiriyor. Türkiye’de faaliyet gösteren Avrupalı üreticiler, hem Avrupa pazarına yönelik üretim gerçekleştiriyor hem de bölgesel tedarik zincirlerinin bir parçası olarak çalışıyor.

Ankara’dan Gümrük Birliği mesajı

Türkiye, Avrupa Birliği’nin hazırladığı “Made in Europe” yaklaşımına dahil edilmek için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada Türkiye’nin planın kapsamına alınması gerektiğini belirterek dışlanmanın hem Türkiye hem de AB ekonomileri açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Bolat, Türkiye’nin 1995 yılından bu yana AB ile Gümrük Birliği içinde bulunduğunu ve iki taraf arasındaki ticaret hacminin 205 milyar euroya ulaştığını ifade etti. Bu ticaretin yaklaşık 55 milyar euroluk bölümünün otomotiv sektöründen kaynaklandığını belirtti.

Türkiye’deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75’inin Avrupalı şirketlere ait olduğunu kaydeden Bolat, Türkiye’de üretim yapan veya Türkiye’ye ihracat gerçekleştiren Avrupalı otomotiv şirketlerinin Avrupa’da yaklaşık 250 bin kişilik istihdam sağladığını dile getirdi.

Ankara’nın temel argümanı, Gümrük Birliği kapsamında Avrupa sanayisiyle bütünleşmiş bir üretim merkezinin, yalnızca AB üyeliğine dayalı teşvik politikaları nedeniyle dezavantajlı duruma düşürülmemesi gerektiği yönünde.

Tartışma otomotivle sınırlı kalmayabilir

Türkiye açısından risk yalnızca otomotiv sektörüyle sınırlı olmayabilir. Fransa’nın “Made in Europe” yaklaşımını AB’nin genel sanayi politikasına da taşımak istediği belirtiliyor.

Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası, çelik, çimento ve yeşil teknolojiler gibi stratejik alanlarda Avrupa üretimini desteklemeyi ve kamu kaynaklarından yararlanacak ürünler için belirli menşe koşulları getirmeyi amaçlıyor.

Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkilinin, otomotiv sektörü için üzerinde uzlaşılan kuralların diğer sektörlerde de uygulanmasını istediğini belirtmesi, tartışmanın kapsamının genişleyebileceğine işaret ediyor.

Türkiye’nin bu düzenlemelerin dışında kalması durumunda, AB pazarına erişimden ziyade kamu destekleri ve yatırım teşvikleri bakımından dezavantaj oluşması gündeme gelebilir. Bu da Türkiye’deki üretim tesislerinin yeni yatırımlar için değerlendirilmesinde maliyet ve rekabet hesaplarını etkileyebilir.

Almanya ile Fransa arasındaki uzlaşma, Avrupa’nın iklim hedefleri, sanayi rekabeti ve stratejik üretim politikaları arasında denge arayışını ortaya koyuyor. Türkiye açısından ise önümüzdeki süreçte temel mesele, Gümrük Birliği’nin sağladığı ekonomik bütünleşmenin yeni Avrupa sanayi politikalarına ne ölçüde yansıtılacağı olacak.

Diğer Haberlere de Göz Atın

Haftanın Çok Okunanları