
Almanya plastik atıklarının yaklaşık beşte birini Türkiye’ye gönderiyor
Almanya’nın yanı sıra İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleri de plastik atıklarını Türkiye’ye gönderiyor. 2025’te yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye 503 bin ton plastik atık gönderildi. Uzmanlar, geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki plastik kirliliğinin tarım alanlarına ve sulama kanallarına taşınarak gıda zincirine ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.
Almanya’nın plastik atık ihracatında Türkiye önemli bir merkez haline geldi. Basel Action Network’ün (BAN) ticaret verilerine göre Almanya, 2025 yılında yaklaşık 814 bin ton plastik atık ihraç etti. Bu miktarın yaklaşık yüzde 20’si Türkiye’ye gönderildi.
Ancak Türkiye’ye gelen plastik atık yalnızca Almanya’dan ibaret değil. Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’ye gönderdiği plastik atık miktarı da hızla artıyor.
AB’den Türkiye’ye 503 bin ton plastik atık
2025 yılında Avrupa Birliği’nin 27 üyesi Türkiye’ye toplam yaklaşık 503 bin ton plastik atık gönderdi. Bu miktar bir önceki yıla göre yüzde 19 arttı ve şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştı.
Türkiye böylece Avrupa’dan plastik atık alan başlıca ülkelerden biri olmayı sürdürdü. Almanya, AB ülkeleri arasında Türkiye’ye en fazla plastik atık gönderen ülkelerin başında geliyor.
İngiltere’den de yaklaşık 140 bin ton
Türkiye’nin plastik atık ithalatında Avrupa Birliği dışında İngiltere de önemli bir kaynak oluşturuyor.
İngiltere 2025 yılında yaklaşık 675 bin ton plastik atık ihraç etti. Bunun yaklaşık 140 bin tonu Türkiye’ye gönderildi.
Türkiye’nin plastik atık ticaretindeki rolü yalnızca Avrupa ülkeleriyle de sınırlı değil. Küresel ticaret verileri, Japonya ve ABD gibi OECD ülkelerinin yanı sıra Hollanda, Belçika ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinin de Türkiye’ye plastik atık gönderdiğini gösteriyor.
Türkiye küresel atık ticaretinin önemli merkezlerinden biri
Türkiye, özellikle Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatını büyük ölçüde durdurmasının ardından Avrupa’dan gönderilen plastik atıkların önemli adreslerinden biri haline geldi.
Plastik atıkların Türkiye’ye gönderilmesi tek başına yasa dışı bir işlem anlamına gelmiyor. İthalat, belirli kurallar ve geri dönüşüm amacıyla gerçekleştirilebiliyor. Ancak tartışmanın merkezinde, ithal edilen atıkların ne kadarının gerçekten geri dönüştürüldüğü ve geri dönüşüm sürecinin çevre üzerindeki etkileri bulunuyor.
Çevre araştırmacıları, denetimlerin yetersiz kaldığı durumlarda plastiklerin yakılması, açık alanda depolanması veya çevreye bırakılması riskine dikkat çekiyor.
Adana’daki sulama kanallarında mikroplastik
Çukurova Üniversitesi’nden biyolog Sedat Gündoğdu ve ekibinin Adana’da yaptığı araştırmada, tarımsal sulamada kullanılan kanal ağlarında plastik kirliliği incelendi.
Araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin yakınındaki kanallarda mikroplastik yoğunluğunun daha yüksek olduğu belirlendi. Örneklerde geri dönüşüm süreçleriyle ilişkilendirilen plastik pelet ve parçacıklara da rastlandı.
Araştırmacılara göre bu durum, plastik atıkların geri dönüşüm tesislerinden çevredeki su sistemlerine ve tarım alanlarına taşınabileceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
“Toksik bir döngü” uyarısı
Gündoğdu, Almanya’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların bir bölümünün uygun şekilde geri dönüştürülmemesi halinde çevreye yayılarak gıda zincirine girebileceğini belirtiyor.
Türkiye’de özellikle tarım bölgelerinde geri dönüşüm tesislerinin çevresinde plastik kirliliğinin yoğunlaştığına dikkat çeken Gündoğdu, plastiklerin tarım alanlarına ulaşması halinde bunun Türkiye’de üretilen ve Avrupa’ya ihraç edilen ürünler açısından da yeni bir risk oluşturabileceğini ifade ediyor.
Türkiye’de üretilen domates, meyve ve sebzelerin Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine ihraç edilmesi nedeniyle, plastik kirliliğinin sınırları aşan bir çevre ve gıda güvenliği sorunu oluşturabileceği belirtiliyor.
Ancak mevcut araştırmalar, belirli bir ülkeden Türkiye’ye gönderilen plastik atıklarla gıdalarda tespit edilen mikroplastikler arasında doğrudan bir nedensellik bulunduğunu tek başına kanıtlamıyor.
Gıdalardaki mikroplastiklerin ölçümünde belirsizlik sürüyor
Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü, 2024 yılında gıdalardaki mikroplastik miktarının güvenilir biçimde ölçülmesinin henüz mümkün olmadığını açıklamıştı. Bu nedenle gıdalarda mikroplastiklere yönelik rutin kontroller de henüz uygulanamıyor.
Muğla Üniversitesi’nden Rana Berfin Aydın’ın liderliğinde 2023 yılında yayımlanan bir araştırmada ise Muğla’dan alınan çeşitli meyve ve sebzelerde mikroplastik tespit edilmiş, en yüksek oranın domateslerde görüldüğü bildirilmişti.
AB’nin yeni düzenlemesi Türkiye’yi nasıl etkileyebilir?
Avrupa Birliği’nin plastik atık ticaretine yönelik yeni düzenlemeleri de Türkiye açısından önem taşıyor.
21 Kasım 2026’dan itibaren AB’den OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı yasaklanacak. İlk aşamada 21 Mayıs 2029’a kadar uygulanacak düzenlemenin, küresel plastik atığı ticaretinin rotasını değiştirmesi bekleniyor.
Türkiye OECD üyesi olduğu için söz konusu yasak Türkiye’ye doğrudan uygulanmayacak. Çevre örgütleri ise bunun Türkiye gibi OECD ülkelerine yönelik plastik atık ticaretini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye plastik atığını hammadde olarak görüyor
Türk hükümeti ithal edilen plastik atıkları döngüsel ekonomi açısından önemli bir hammadde olarak değerlendiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da geri dönüşüm sektörünün istihdam yaratma potansiyeline dikkat çekiyor.
Türkiye Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) ise Türkiye’nin küresel döngüsel ekonominin parçası olabilmesi için geri dönüştürülebilir plastik atık ithalatının sürmesi gerektiğini savunuyor.
Buna karşılık çevre araştırmacıları, plastik atık ithalatının ekonomik boyutunun yanı sıra geri dönüşüm tesislerinin çevre üzerindeki etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Almanya’dan İngiltere’ye, Avrupa Birliği ülkelerinden Japonya ve ABD’ye kadar çok sayıda ülkenin plastik atıklarını Türkiye’ye göndermesi, Türkiye’nin küresel plastik atığı ticaretindeki rolünü büyütüyor. 2025’te yalnızca AB ülkelerinden gelen plastik atığın yarım milyon tonu aşması, bu ticaretin ulaştığı boyutu ortaya koyuyor. Tartışmanın temelinde ise Türkiye’ye gelen plastiklerin ne kadarının gerçekten geri dönüştürüldüğü ve geri dönüşüm sürecinin çevre ile tarım üzerindeki etkileri bulunuyor.
Bu sürümde URL, kaynak linki ve parantez içi bağlantıların tamamı çıkarıldı.
Almanya’nın plastik atık ihracatında Türkiye önemli bir merkez haline geldi. Basel Action Network’ün (BAN) ticaret verilerine dayanan değerlendirmesine göre Almanya, 2025 yılında yaklaşık 814 bin ton plastik atık ihraç ederek dünyada en fazla plastik atık gönderen ülke oldu. Bu atığın yaklaşık beşte biri Türkiye’ye gönderildi.
Türkiye ise aynı yıl yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden yaklaşık 500 bin ton plastik atık ithal etti.
“Toksik bir döngü” uyarısı
Çukurova Üniversitesi’nden biyolog Sedat Gündoğdu, Almanya’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların bir bölümünün uygun şekilde geri dönüştürülmemesi halinde çevreye yayılarak gıda zincirine girebileceğini belirtiyor.
Türkiye’de özellikle tarım bölgelerinde geri dönüşüm tesislerinin çevresinde plastik kirliliğinin yoğunlaştığına dikkat çeken Gündoğdu, bu durumun “toksik bir döngü” oluşturabileceğini ifade ediyor.
Türkiye’de üretilen domates, meyve ve sebzelerin Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine ihraç edildiğini hatırlatan Gündoğdu, plastik atıklardan kaynaklanan kirliliğin tarım alanlarına ulaşması durumunda bunun ihraç edilen ürünler aracılığıyla yeniden Avrupa’ya taşınabileceği görüşünde.
Adana’daki sulama kanallarında mikroplastik tespit edildi
Gündoğdu ve ekibinin Adana’da yürüttüğü araştırmada, tarımsal sulamada kullanılan kanal ağlarında plastik kirliliği incelendi.
Araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin yakınındaki kanallarda mikroplastik yoğunluğunun daha yüksek olduğu belirlendi. Bilim insanları, örneklerde geri dönüşüm süreçleriyle ilişkilendirilen plastik pelet ve parçacıklara da rastladı.
Bu bulgular, geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan plastik atıkların yalnızca tesis çevresinde kalmayıp su kanalları üzerinden tarım alanlarına taşınabileceği endişesini gündeme getiriyor.
Gıdalardaki mikroplastik miktarı henüz güvenilir biçimde ölçülemiyor
Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü, 2024 yılında gıdalardaki mikroplastik miktarının güvenilir biçimde ölçülmesinin henüz mümkün olmadığını açıklamıştı. Bu nedenle gıdalarda mikroplastiklere yönelik rutin kontrollerin uygulanması da henüz mümkün değil.
Muğla Üniversitesi’nden Rana Berfin Aydın’ın liderliğinde 2023 yılında yayımlanan bir araştırmada ise Muğla’dan alınan çeşitli meyve ve sebzelerde mikroplastik tespit edilmiş, en yüksek oranın domateslerde görüldüğü bildirilmişti.
Ancak bu bulgular, Türkiye’ye gönderilen belirli bir ülkenin plastik atıkları ile gıdalarda tespit edilen mikroplastikler arasında doğrudan bir nedensellik bulunduğunu tek başına kanıtlamıyor.
Uzmanlar sorumluluğun ihracatçı ülkelerde de olduğunu söylüyor
Sedat Gündoğdu, plastik atıkların geri dönüştürülmesinin yüksek maliyetli bir süreç olduğunu belirterek, atıkların uygun olmayan koşullarda bertaraf edilmesi riskine dikkat çekiyor.
Gündoğdu’ya göre Almanya gibi plastik atık ihraç eden ülkelerin, atıkların başka ülkelerde oluşturabileceği çevresel etkiler konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.
Geri dönüşüm sektöründen Mehmet Gültekin ise kirliliğin temel nedeninin yasa dışı faaliyet gösteren işletmeler olduğunu savunuyor. Gündoğdu ise yalnızca kayıtlı ve denetlenen işletmelere odaklanılmasının yeterli olmadığını, denetim mekanizmalarının kötüye kullanılabileceğini belirtiyor.
AB’nin yeni kuralları ticaret rotasını değiştirebilir
Avrupa Birliği’nin plastik atık ticaretine ilişkin yeni düzenlemelerinin yürürlüğe girmesiyle küresel atık ticaretinde yeni bir dönem başlaması bekleniyor.
21 Kasım 2026’dan itibaren AB’den OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı yasaklanacak. İlk aşamada 21 Mayıs 2029’a kadar uygulanacak olan düzenlemenin, atık ticaretinin yönünü değiştirebileceği belirtiliyor.
Çevre örgütleri, bu durumun Türkiye gibi OECD üyesi ülkelere yönelik plastik atık ticaretini artırabileceği ve Türkiye’deki atık yükünün daha da büyüyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye plastik atığını hammadde olarak görüyor
Türk hükümeti ise ithal edilen plastik atıkları döngüsel ekonomi açısından önemli bir hammadde olarak değerlendiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, geri dönüşüm sektörünün istihdam açısından da fırsatlar sunduğunu belirtiyor.
Türkiye Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) de Türkiye’nin küresel döngüsel ekonominin bir parçası olabilmesi için geri dönüştürülebilir plastik atık ithalatının sürmesi gerektiğini savunuyor.
Derneğe göre dünya genelinde plastik tüketimi artmaya devam ederken, buna paralel olarak geri dönüşüm ihtiyacının da büyümesi bekleniyor.
Ancak Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların ne kadarının etkin biçimde geri dönüştürüldüğü, ne kadarının çevreye bırakıldığı ve bu süreçlerin tarım ile gıda güvenliği üzerindeki uzun vadeli etkileri tartışılmaya devam ediyor.


