19.1 C
İstanbul
Çarşamba, Eylül 16, 2026

Kaşif Kozinoğlu dosyası: 10 gözaltı! Şüpheli ölüm yeniden soruşturuluyor

Yazıyı Paylaş

Türkiye’nin yakın tarihindeki en tartışmalı yargı süreçlerinden biri olan Odatv ve Ergenekon davalarının gölgesinde Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü, 15 yıl sonra yeniden soruşturuluyor. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı 11 şüpheli hakkında işlem başlatırken 10 kişi gözaltına alındı. Bir şüphelinin ise yurt dışında olduğu belirlendi. Dosyada cezaevi kayıtları, kamera görüntüleri, tıbbi belgeler ve görevli personelin ifadeleri yeniden mercek altına alındı.

Kaşif Kozinoğlu’nun adı, Türkiye’nin istihbarat ve terörle mücadele tarihinin kritik dönemleriyle özdeşleşmiş isimlerden biriydi.

Yıllarca devlet adına özellikle Orta Asya, Kafkasya, Afganistan ve çevre coğrafyalarda görev yapan Kozinoğlu, 2011 yılında Odatv soruşturması kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

Henüz kapsamlı savunmasını yapamadan 2011 yılının Kasım ayında cezaevinde rahatsızlandı ve kaldırıldığı Silivri Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

O dönem yürütülen soruşturmanın ardından 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Ancak aradan geçen yılların ardından dosya yeniden açıldı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden incelenen dosyanın ardından Silivri Sulh Ceza Hâkimliği, 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla eski takipsizlik kararını kaldırdı.

Yeni soruşturma kapsamında 11 şüpheli hakkında işlem başlatıldı, 10 kişi gözaltına alındı. Bir şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu bildirildi.

15 yıl sonra dosyanın kapısı yeniden açıldı

Kozinoğlu’nun ölümünün ardından yapılan ilk soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş; cezaevi, jandarma ve sağlık personelinin yanı sıra Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları ve eşinin de ifadelerine başvurulmuştu.

Soruşturma sonucunda dosya 2012 yılında kapatıldı.

Fakat kamuoyundaki soru işaretleri hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadı.

Şimdi soruşturma makamları, olayın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen ulaşılabilen tüm delilleri yeniden değerlendiriyor.

Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınırken özel bir soruşturma ekibi oluşturuldu.

Bu kez özellikle Kozinoğlu’nun cezaevindeki son saatleri, sağlık müdahalesinin zamanlaması, görevli personelin olay sırasındaki davranışları ve daha önce alınan ifadeler arasındaki olası farklılıkların üzerinde duruluyor.

Acil durum butonu ayrıntısı yeniden gündemde

Dosyayla ilgili bugün yeniden gündeme gelen en dikkat çekici iddialardan biri, Kozinoğlu’nun fenalaştığı sırada cezaevindeki acil durum sistemiyle ilgili.

Basına yansıyan bilgilere göre Kozinoğlu’nun bulunduğu koğuşta acil durum butonuna basıldı. Merkezi panoda alarmın görüldüğü, ancak olay sırasında görevli personelin müdahalesi konusunda soru işaretleri bulunduğu ileri sürüldü.

Bazı iddialara göre kamera görüntülerinde bir infaz koruma memurunun alarmın ardından farklı bir yöne gittiği ve koğuş çevresindeki radyonun sesini yükselttiği öne sürüldü.

Bu iddiaların yeni soruşturma kapsamında nasıl değerlendirileceği önem taşıyor.

Çünkü eğer kayıtlar ve diğer deliller bu iddiaları doğrularsa, Kozinoğlu’nun fenalaşması ile müdahale arasındaki sürenin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekecek.

Ancak soruşturmanın gizlilik kapsamında yürütüldüğü dikkate alındığında, kamuoyuna yansıyan bu iddiaların henüz kesinleşmiş adli bulgular olarak kabul edilmemesi gerekiyor.

Asıl soru ise değişmiyor:

Kaşif Kozinoğlu’nun fenalaştığı andan hastaneye ulaştırılmasına kadar geçen sürede tam olarak ne yaşandı?

Kaşif Kozinoğlu kimdi?

Kaşif Kozinoğlu sıradan bir istihbarat görevlisi değildi.

1955 yılında Trabzon’da doğan Kozinoğlu, 1976 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu.

Askerlik kariyerinin ardından Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler bünyesinde görev yaptı. Türkiye’nin güvenlik açısından kritik bölgelerinde çeşitli görevler üstlendi.

1995 yılında MİT’e katılan Kozinoğlu, teşkilat içerisinde özellikle dış operasyonlar ve bölgesel istihbarat alanlarında görev aldı.

Orta Asya, Kafkaslar, Afganistan ve Ortadoğu hattındaki deneyimi nedeniyle teşkilat içerisinde önemli görevler üstlendi.

Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve kendi savunmasında anlattıkları, onun meslek hayatının büyük bölümünü devletin güvenlik ve istihbarat faaliyetlerine adadığını ortaya koyuyor.

Kozinoğlu, özellikle terörle mücadele ve istihbarat faaliyetleri kapsamında kritik bölgelerde görev yapan deneyimli bir isim olarak biliniyordu.

Devlet adına kritik bölgelerde görev yaptı

Kozinoğlu’nun kariyerinin dikkat çeken taraflarından biri, Türkiye açısından stratejik öneme sahip bölgelerde görev yapmasıydı.

Afganistan’dan Orta Asya’ya, Kafkasya’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada istihbarat faaliyetlerinde bulundu.

Bu nedenle Kozinoğlu’nun ismi özellikle güvenlik bürokrasisi içerisinde yakından biliniyordu.

Onun hayatının son döneminde ise tablo tamamen değişti.

Yıllarca devlet adına görev yapan bir istihbaratçı, bir anda kendisini devletin cezaevi sisteminin içerisinde tutuklu olarak buldu.

Ve bu süreç, ölümüne kadar yalnızca birkaç ay sürdü.

Odatv soruşturmasıyla tutuklandı

Kozinoğlu’nun hayatındaki kırılma noktası 2011 yılında yaşandı.

Odatv ve Ergenekon soruşturmaları kapsamında hakkında ağır suçlamalar yöneltildi.

Kozinoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.

Dönemin özel yetkili savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulandı ve ardından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

Hakkındaki suçlamalar arasında silahlı terör örgütüne üye olmak ve devletin gizli belgelerini ele geçirmek veya sızdırmak gibi ağır iddialar bulunuyordu.

Kozinoğlu ise savunmasında bu suçlamaları reddetti.

Silivri’de ölüm

Kozinoğlu, Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunduğu sırada rahatsızlandı.

12 Kasım 2011’de yaşanan olayın ardından Silivri Devlet Hastanesi’ne sevk edildi ve hastaneye ulaştığında hayatını kaybettiği tespit edildi.

Dönemin resmi açıklamalarında ölüm kalp rahatsızlığıyla ilişkilendirildi.

Ancak ölümünün zamanlaması ve cezaevindeki son saatlerine ilişkin tartışmalar yıllar boyunca devam etti.

Özellikle Kozinoğlu’nun kapsamlı savunmasını yapmasına kısa süre kala hayatını kaybetmesi, dosyanın kamuoyunda sürekli tartışılmasına neden oldu.

“Öldürmek dahil her şeyi yaptırabilirler” sözü

Kozinoğlu’nun ölümünden önce dile getirdiği bazı ifadeler de yıllardır tartışılıyor.

Bunların arasında en dikkat çekici sözlerden biri:

“Öldürmek dahil her şeyi yaptırabilirler.”

Bu ifade, ölümünün ardından çeşitli tartışmalara konu oldu.

Bugün soruşturmanın yeniden açılmasıyla birlikte Kozinoğlu’nun cezaevindeki son dönemine ilişkin sözleri, temasları, sağlık durumu ve güvenlik koşulları yeniden önem kazanmış durumda.

Ancak bu sözün tek başına ölümün cinayet olduğunu kanıtlamadığı da açık.

Yeni soruşturmanın görevi varsayımları değil, somut delilleri ortaya koymak.

Silivri dönemi yeniden sorgulanıyor

Kozinoğlu’nun ölümünün gerçekleştiği dönem, Türkiye’nin yakın tarihinin en tartışmalı siyasi ve hukuki dönemlerinden biriydi.

Ergenekon ve Odatv davaları sürüyor, Silivri Cezaevi ise Türkiye’de uzun yıllar boyunca tartışmalı davaların ve tutuklulukların sembolü haline geliyordu.

Daha sonraki yıllarda bu davaların önemli bölümlerinde hukuki tartışmalar yaşandı ve FETÖ’nün yargı ile emniyet içerisindeki yapılanmasına ilişkin çok sayıda soruşturma ve dava yürütüldü.

Bugün Kozinoğlu dosyasındaki şüphelilerden birinin yurt dışında FETÖ firarisi olarak bulunduğunun açıklanması da soruşturmanın geçmiş dönemin güvenlik ve yargı yapılanmalarıyla bağlantılarının ayrıca incelenip incelenmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu noktada soruşturmanın sonucunu beklemek gerekiyor.

Çünkü 15 yıl sonra açılan dosyanın önünde yalnızca bir ölümün nedeni değil, o dönemde cezaevinde yaşananların tamamını aydınlatma sorumluluğu bulunuyor.

Ailesi yıllardır cevap bekliyor

Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü üzerinden 15 yıl geçti.

Bu süre içerisinde Türkiye’de çok şey değişti.

Kozinoğlu’nun tutuklanmasına yol açan soruşturmaların hukuki niteliği tartışıldı. Dönemin yargı ve emniyet yapılanmaları hakkında çok sayıda yeni bilgi ortaya çıktı.

Ancak Kozinoğlu’nun Silivri’deki son saatleriyle ilgili soru işaretleri tamamen ortadan kalkmadı.

Şimdi dosyanın yeniden açılması, bu soruların bir kez daha ve daha kapsamlı şekilde sorulması anlamına geliyor.

Kozinoğlu’nun ailesi açısından ise mesele yalnızca 2011 yılında yaşanan bir ölüm değil.

Devlet için kritik görevlerde bulunmuş, hayatının büyük bölümünü istihbarat ve terörle mücadele faaliyetlerine adamış bir insanın son saatlerinde neler yaşandığının ortaya çıkarılması söz konusu.

Kozinoğlu’nun devlet hizmeti yeniden hatırlanıyor

Kozinoğlu’nun hayat hikâyesine bakıldığında, onun Türkiye’nin güvenlik bürokrasisinde uzun yıllar görev yapmış önemli bir isim olduğu görülüyor.

Askerlik yıllarından MİT kariyerine kadar geçen süreçte önemli görevler üstlendi.

Özellikle Türkiye’nin güvenlik açısından kritik gördüğü bölgelerde görev yaptı.

Bu nedenle sevenleri ve meslektaşları tarafından devletine bağlı, görev anlayışı güçlü ve vatansever bir istihbaratçı olarak anıldı.

Kozinoğlu’nun hayatının son döneminde karşı karşıya kaldığı suçlamalar ile yıllarca yürüttüğü devlet görevleri arasındaki çelişki de onun hikâyesini Türkiye’nin yakın tarihi açısından daha önemli hale getiriyor.

Bir tarafta yıllarca devlet adına çalışan deneyimli bir istihbaratçı…

Diğer tarafta devletin bir cezaevinde tutuklu olarak geçirdiği son aylar…

Ve sonunda hâlâ cevap bekleyen bir ölüm.

“Hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmayacağız”

Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın yeniden başlatılmasına ilişkin açıklamasında, yıllar geçse dahi kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaların yeniden ele alınacağını belirtti.

Gürlek, ulaşılabilecek her delilin izinin sürüleceğini ve amacın gerçeğin ortaya çıkarılması olduğunu ifade etti.

Bu açıklama, Kozinoğlu dosyası açısından kritik bir döneme girildiğini gösteriyor.

Şimdi gözler soruşturmanın sonucunda.

10 kişi gözaltında.

Bir şüpheli yurt dışında.

Dosyada gizlilik kararı var.

Kamera kayıtları, tıbbi belgeler, cezaevi uygulamaları ve geçmişte alınan ifadeler yeniden inceleniyor.

15 yıl sonra aynı soru

Kaşif Kozinoğlu, Türkiye’nin istihbarat tarihinde uzun yıllar görev yapmış önemli bir devlet görevlisiydi.

Onun hayatının son bulduğu Silivri Cezaevi ise Türkiye’nin yakın tarihindeki en tartışmalı davaların merkezlerinden biri olmuştu.

2012 yılında kapatılan dosya, 15 yıl sonra yeniden açıldı.

Şimdi soruşturmanın önünde yalnızca bir ölümün nedenini belirlemek değil, Kozinoğlu’nun cezaevindeki son saatlerinde yaşananların tamamını aydınlatmak gibi ağır bir sorumluluk bulunuyor.

Kozinoğlu’nun ailesi ve kamuoyu yıllardır aynı sorunun cevabını bekliyor:

Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’ndeki son saatlerinde gerçekte ne oldu?

Bu sorunun cevabı, yalnızca bir ailenin değil, Türkiye’nin yakın tarihinin de önemli bir dosyasını aydınlatabilir.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

Haftanın Çok Okunanları