12.4 C
İstanbul
Cuma, Nisan 17, 2026

Türkiye, şirket iflasları ile sarsılıyor

Yazıyı Paylaş

“İflas Şoku” | Türkiye’de Şirket İflasları Sert Yükseldi

Dun & Bradstreet tarafından yayımlanan Küresel İflas Raporu, 2025 yılında dünya genelinde şirket iflaslarının artış hızının yüzde 7’ye gerilediğini ortaya koyarken, Türkiye’de bu oranın yüzde 29’a yükseldiğini gösterdi. Bu veri, Türkiye’yi incelenen 45 ülke arasında en hızlı kötüleşen ekonomilerden biri konumuna getirdi.

BAŞKANLIKLA GELEN REKOR

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında, konkordato ve iflas başvurularının toplamı 1.551 iken, 2019 yılında iki mislinden fazla artışla toplam 3.691’e yükselerek rekora imza atılmıştı.
Başvuruların 1.387’si için geçici mühlet, 1.634’ü için kesin mühlet, 552’si için ret, 91’i için iflas kararı verilmişti.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sonrası 6 yıldaki şirket iflasları ve konkordatoların toplamı 16 bin 732’ye ulaştı. 2024 ise 3.497 başvuru ile 2019’da kırılan rekora en yakın yıl olmuştu.

ESNAF DÜKKANINA KİLİT VURUYOR

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) sicil verileri de kepenk indiren esnaf sayısının katlanarak arttığını gösteriyor. TESK sicil kütüğü rakamlarına göre geçen yıl sicil kaydını sildiren (terkin) esnaf sayısı 94 bin 609, mesleği terk küçük esnaf sayısı 25 bin 396 oldu.

Ekonomi yorumcusu Selçuk Geçer, söz konusu verileri değerlendirerek Türkiye’deki iflas artışını sert bir ekonomik tabloyla ilişkilendirdi. Geçer, mevcut para ve maliye politikalarının üretici ve ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını, şirketlerin hem iç hem dış pazarda zorlandığını savundu.

Yorumda özellikle son yıllarda uygulanan ekonomi politikaları eleştirilirken, kur politikası, faiz seviyesi, vergi yükü ve finansmana erişim zorluklarının şirket bilançolarını olumsuz etkilediği iddia edildi. Artan maliyetlerin fiyatlara tam yansıtılamaması nedeniyle birçok işletmenin kârlılık sorunu yaşadığı ileri sürüldü.

Metinde ayrıca iç talepteki zayıflamanın da şirketleri zorladığı belirtilerek, hane halkı gelirlerindeki erimenin tüketimi düşürdüğü ve bunun reel sektöre doğrudan yansıdığı ifade edildi. Enerji, kira ve işçilik maliyetlerindeki artışların da işletmeler üzerinde ek baskı oluşturduğu vurgulandı.

Ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek döneminde uygulanan sıkı para politikalarının kısa vadede enflasyonla mücadele amacı taşıdığı, ancak bazı sektörlerde finansman ve üretim tarafında daralma yarattığı iddia edildi.

Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise resmi iflas verilerinin, şirket kapanışlarının tamamını yansıtmadığı yönündeki değerlendirmeler oldu. Özellikle küçük işletmelerin resmî iflas sürecine girmeden faaliyetlerini sonlandırabildiği, bu nedenle gerçek tablonun daha geniş olabileceği öne sürüldü.

  • Bu politikasızlık yüzünden şirketler finansmana ulaşamaz hale geldi.
  • Bu politikasızlık yüzünden şirketler iç pazara mal satamaz hale geldi.
  • Ve bu politikasızlık yüzünden şirketler, ihracat yapamaz hale gelerek dış pazarlarını tamamen kaybetti.

Anlayacağınız; Türkiye’deki mesele tekil şirket iflasları değil, sistematik bir ekonomik iş bilmezlik rezaletidir.

Ayrıca Türkiye’nin yüksek dış borç ve döviz yükümlülükleri nedeniyle kur dalgalanmalarına karşı kırılgan olduğu, olası bir kur şokunun reel sektörde yeni bir baskı yaratabileceği görüşü de metinde yer aldı.

Ekonomi çevrelerinde ise bu veriler farklı şekillerde yorumlanıyor. Bir kesim, sıkı para politikasının geçici bir maliyet yarattığını ancak enflasyonla mücadele açısından gerekli olduğunu savunurken; diğer kesim reel sektör üzerindeki baskının sürdürülemez hale geldiğini öne sürüyor.

Yazıyı Paylaş

Diğer Haberlere de Göz Atın

İlginizi Çekebilir