Kuzey Kore, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaştan yalnızca siyasi ve askerî kazanımlar elde etmiyor. Pyongyang, Moskova’ya sağladığı mühimmat, füze ve askerî personel karşılığında milyarlarca dolarlık gelir ve kritik askerî teknoloji elde ediyor.
Bu kaynaklar, Kim Jong Un yönetiminin yıllardır süren ekonomik izolasyona rağmen başkentte büyük inşaat projeleri yürütmesine, askerî kapasitesini artırmasına ve uluslararası alanda daha güçlü bir konum elde etmesine olanak sağlıyor.
Milyarlarca dolarlık savaş geliri
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün (INSS) tahminlerine göre Kuzey Kore, Rusya’ya mühimmat satışı ve asker göndermesi karşılığında yaklaşık 7,7 milyar ila 14,4 milyar dolar gelir elde etti.
Bloomberg Economics’in hesaplamalarına göre ise 2022-2025 döneminde Rusya’ya sağlanan askerî desteğin toplam değeri 14 milyar doların üzerine çıkmış olabilir.
Bu rakamlar Kuzey Kore açısından olağanüstü büyük. Ülkenin yıllık gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık 27 milyar dolar olduğu tahmin edildiğinde, Rusya ile savaş üzerinden kurulan iş birliğinin Pyongyang ekonomisi açısından ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.
Kuzey Kore’nin gelirleri yalnızca silah satışından da oluşmuyor. Çin’le ticaret, yurt dışında çalıştırılan Kuzey Koreli işçiler, ihracat faaliyetleri ve siber saldırılardan elde edilen gelirler de rejimin kaynaklarını artırıyor.
Pyongyang Moskova’ya ne veriyor?
Kuzey Kore’nin Rusya’ya sunduğu en önemli kaynaklardan biri mühimmat.
Ukrayna’nın tahminlerine göre Pyongyang, 2024 ve 2025 yıllarında Rusya’nın cephede kullandığı mühimmatın önemli bir bölümünü karşıladı. Kuzey Kore ayrıca kundağı motorlu obüsler, çok namlulu roketatarlar ve balistik füzeler gönderdi.
Bunun yanında Kuzey Kore askerleri de Rusya’nın savaş kapasitesine doğrudan katkı sağladı.
Daha önce 16 bin ila 22 bin Kuzey Koreli asker, Rus güçlerine Kursk bölgesindeki çatışmalarda destek verdi. Bu askerlerin mayın temizleme ve cephe operasyonlarında kullanıldığı bildirildi.
Kuzey Kore’nin Rusya’ya daha fazla asker göndermeye hazırlandığına ilişkin iddialar da bulunuyor.
Asker göndermek de kazançlı
Kuzey Kore açısından askerî personelin Rusya’ya gönderilmesi de önemli bir gelir kapısı.
INSS’nin tahminlerine göre Pyongyang, Rusya’ya gönderilen her Kuzey Koreli asker için aylık yaklaşık 2.800 dolar, subaylar için ise yaklaşık 3.000 dolar gelir elde ediyor. Ölen askerler için ise rejime 6 bin ila 10 bin dolar arasında ödeme yapıldığı tahmin ediliyor.
Bu sistem, Kuzey Kore’nin insan gücünü de ekonomik bir kaynağa dönüştürdüğünü gösteriyor.
Ancak Pyongyang’ın Moskova’dan aldığı karşılık yalnızca para değil.
Rusya Kuzey Kore’ye ne veriyor?
Moskova, Kuzey Kore’ye petrol ve petrol ürünleri, tahıl ve çeşitli askerî malzemeler sağlıyor.
İş birliğinin en stratejik boyutlarından biri ise askerî teknoloji transferi.
Kuzey Kore’nin hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, füzeler ve denizaltılar gibi alanlarda Rusya’dan teknik destek aldığı değerlendiriliyor.
Bu durum Kim Jong Un yönetimi için büyük önem taşıyor. Çünkü Kuzey Kore’nin yıllardır uygulanan uluslararası yaptırımlar nedeniyle modern askerî teknolojilere erişimi son derece sınırlı.
Dolayısıyla Rusya ile kurulan ilişki, Pyongyang’a yalnızca ekonomik kaynak değil, askerî kapasitesini geliştirme fırsatı da sağlıyor.
Kim Jong Un’un “her şey değişti” mesajı
Rusya ile ilişkilerin derinleşmesi, Kim Jong Un’un ülke içindeki konumunu da güçlendirdi.
Kim, 2021’de ekonominin birçok sektöründe hedeflerin gerisinde kalındığını kabul etmişti. Ancak sonraki yıllarda Pyongyang’ın görüntüsü değişmeye başladı.
Başkentte yeni konutlar ve yüksek katlı binalar yükselirken, yeni yollar, hastaneler ve büyük kamu projeleri hayata geçirildi.
Kim’in 2021’de açıkladığı 50 bin yeni konut hedefi doğrultusunda Hwasong gibi yeni yerleşim bölgeleri inşa edildi.
Pyongyang’ın gece uydu görüntülerinde daha fazla bölgenin aydınlanması da rejimin özellikle başkentte ekonomik ve altyapısal gelişmeyi sergilemek istediğinin göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Wonsan-Kalma projesi
Rejimin ekonomik başarı propagandasının en dikkat çekici örneklerinden biri Wonsan-Kalma sahil turizm bölgesi.
Yaklaşık 20 bin kişilik kapasiteye sahip olduğu belirtilen ve beş kilometre boyunca uzanan turizm merkezi 2025’te açıldı.
Kuzey Kore yönetimi bu tür projelerle hem halka ekonomik ilerleme mesajı vermek hem de Kim Jong Un döneminin başarılarını görünür hale getirmek istiyor.
Ancak bu gelişmeler ülkenin tamamında aynı refah seviyesinin oluştuğu anlamına gelmiyor.
Zenginleşen kim?
Rusya’dan gelen kaynakların en büyük bölümünün doğrudan Kuzey Kore halkının tamamına dağıldığını söylemek mümkün değil.
Ekonomik canlanmanın özellikle Pyongyang’daki yönetici elit ve rejime yakın kesimlerde hissedildiği belirtiliyor.
Başkentte ithal otomobillerin, yabancı tüketim ürünlerinin ve yeni hizmetlerin artması bunun göstergelerinden biri.
Buna karşılık ülkenin birçok bölgesinde gıda fiyatlarının yükselmesi ve Kuzey Kore para biriminin değer kaybetmesi, yoksul kesimler üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, ülke genelinde eşit bir refah artışından çok, rejimin elindeki kaynakların belirli bölgelere ve toplumsal kesimlere aktarılması şeklinde görünüyor.
Kim’in yeni kalkınma planı
Kim Jong Un yönetimi, başkent dışındaki bölgelerde de ekonomik hareketlilik yaratmak amacıyla “20×10” adlı bir kalkınma programı başlattı.
Plan kapsamında her yıl 20 kent veya ilçede modern fabrikalar kurulması ve 10 yıl içinde toplam 200 bölgesel sanayi projesinin hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Ancak uzmanlar bu projelerin sürdürülebilirliği konusunda şüpheli.
Kuzey Kore ekonomisinin temel sorunları yalnızca para eksikliği değil. Elektrik, ham madde, ekipman ve lojistik altyapısındaki yetersizlikler de üretimin önündeki önemli engeller.
Bu nedenle Rusya’dan gelen milyarlarca dolarlık kaynağın Kuzey Kore’nin yapısal ekonomik sorunlarını çözmesi kolay görünmüyor.
Savaş ekonomisi Kim’i güçlendirdi
Kuzey Kore’nin Rusya ile kurduğu ortaklığın en büyük kazananı şimdilik Kim Jong Un yönetimi.
Pyongyang, Rusya’ya mühimmat ve asker sağlayarak karşılığında para, enerji, gıda ve askerî teknoloji elde ediyor. Moskova ise Batı yaptırımları nedeniyle alternatif mühimmat ve insan gücü kaynaklarına erişiyor.
Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişki giderek bir “kazan-kazan” ortaklığına dönüşüyor.
Rusya’nın desteği Kuzey Kore’nin uluslararası izolasyonunu da kısmen kırdı. Vladimir Putin’in 2024’te Pyongyang’ı ziyaret etmesi, ardından Kim’in Çin’deki uluslararası etkinliklerde Putin ve Şi Cinping ile aynı sahneyi paylaşması, Kuzey Kore liderinin diplomatik ağırlığının arttığını gösterdi.
Ancak bu büyüme sürdürülebilir mi?
Kuzey Kore’nin son yıllardaki ekonomik hareketliliği, geleneksel anlamda bir ekonomik reform hikâyesi değil.
Ülkedeki büyümenin önemli bölümü, Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle ortaya çıkan olağanüstü dış talep ve Moskova’nın Pyongyang’a sağladığı kaynaklardan besleniyor.
Bu nedenle savaş sona erdiğinde veya Rusya’nın Kuzey Kore’den mühimmat ve asker talebi azaldığında Pyongyang’ın gelirleri üzerinde ciddi bir baskı oluşabilir.
Asıl soru da burada ortaya çıkıyor:
Kim Jong Un, Rusya’dan gelen savaş gelirlerini kalıcı bir ekonomik dönüşüme çevirebilecek mi, yoksa Kuzey Kore’nin bugünkü refah görüntüsü savaş ekonomisinin geçici bir sonucu olarak mı kalacak?
Şimdilik görünen, Rusya-Ukrayna savaşının Kuzey Kore için ağır bedelleri olan bir fırsata dönüştüğü. Kim Jong Un, ülkesinin askerî gücünü ve diplomatik önemini artırırken, savaşın yarattığı milyarlarca dolarlık kaynak sayesinde rejiminin elini de güçlendiriyor. Ancak bu zenginliğin Kuzey Kore toplumunun tamamına ne ölçüde yansıyacağı hâlâ belirsiz.


