Washington’da “Uygur soykırımıyla mücadele” temalı etkinlikler başladı

Washington’da “Uygur soykırımıyla mücadele” temalı etkinlikler başladı. Uzmanlar ve aktivistler, toplantıda Doğu Türkistan’da devam eden soykırım hak ihlallerini ele alarak uluslararası dayanışma çağrısı yaptı.
Uygur Akademisi ve Uygur Hareketi’nin öncülüğünde; Avustralya Uygur Cemiyeti, Uygur Araştırma Merkezi (Amerika), Drexel Üniversitesi, Kanada Doğu Türkistan Cemiyeti, Doğu Türkistan Araştırma Vakfı (Türkiye), George Washington Üniversitesi, Uluslararası Tibet Hareketi, Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (IRI), Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDI), Ulusal Demokrasi Vakfı (NED), İsviçre Uygur Cemiyeti, Amerika Uygur Cemiyeti (UAA), Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi (Almanya), Avrupa Uygur Kültür Merkezi (Norveç), Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP), Uygur Haklarını Koruma Projesi (Kanada), Komünizm Kurbanlarını Anma Vakfı (VOC) ve Dünya Uygur Kurultayı (Almanya) gibi kurumların iş birliğiyle, 9 Aralık 2025’te Washington’da Uygur soykırımıyla mücadele temalı geniş kapsamlı etkinlikler başlatıldı.

Etkinlikler; 2021’de Londra’da kurulan bağımsız Uygur Mahkemesi’nin Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da yürüttüğü politikaları “ırkçı soykırım” olarak tanımasıyla ilan edilen “9 Aralık Uygur Soykırımını Anma Günü”, “10 Aralık Uluslararası İnsan Hakları Günü” ve 12 Aralık 1985’te Urumçi’de Çin hükümetinin baskıcı politikalarına karşı düzenlenen Uygur Öğrenci Protestosunun yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirildi. Program kapsamında basın toplantısı, panel ve tartışma oturumları ile kültür sergisi düzenlendi.
Dünyanın farklı ülkelerinden gelen teşkilat liderleri ve araştırmacılar, ilk olarak 9 Aralık’ta Amerika Ulusal Basın Sarayı’nda “9 Aralık Uygur Soykırımını Anma Basın Toplantısı” düzenledi.
Toplantının açılış konuşmasını, Uygur Akademisi Başkanı, tıbbi ilaç araştırmacısı ve Dünya Uygur Kurultayı’nın yüksek danışmanı Dr. Reşat Abbas yaptı. Konuşmasında şunları vurguladı:

“2021 yılının 9 Aralık günü Londra’da kurulan bağımsız Uygur Mahkemesi, Çin hükümetinin Uygurlara karşı soykırım, insanlığa karşı suç ve işkence eylemleri işlediğine hükmetti. Bu karar, dünya genelindeki hükümetler ve siyaset yapıcılar için önemli bir referans haline geldi. Amerika, Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası (2020) ve Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası (2021) ile güçlü bir liderlik gösterdi. Ancak en güçlü yasalar bile tutarlı uygulanmadıkça etkili olamaz. Acı gerçek şu ki, Uygur soykırımı durmadı. Çin’in geniş çaplı tutuklamaları, zorla çalıştırma uygulamaları, aileleri ayırma politikaları, dini baskı ve Uygur kimliğini yok etme çabaları bugün de sürüyor. Bu nedenle Amerika Parlamentosu’nu ‘Uygur Soykırımı Sorumluluk ve Ceza Yasası’ ile ‘Uygur Politikası Yasası’nı ilerletmeye çağırıyoruz. Ayrıca dünya hükümetlerine zorla çalıştırmayla mücadele yasalarını kararlılıkla uygulama ve diasporadaki Uygurları Çin Komünist Partisi’nin ulusötesi baskısından koruma çağrısında bulunuyoruz.”
Toplantıda söz alan Dünya Uygur Kurultayı eski Başkanı ve Uygur İnsan Hakları-Demokrasi Merkezi Başkanı Dolkun İsa ise şunları dile getirdi:

“Dört yıl önce Londra’da, Uygur Mahkemesi’nin kararını beklerken toplumumuz için korku, endişe ve umut bir aradaydı. Mahkeme Başkanı Geoffrey Nice, Çin’in Doğu Türkistan halkına karşı işlediği ‘insanlığa karşı suçlar ve ırkçı soykırım’ hükmünü açıkladı. Yıllardır yürüttüğümüz delil toplama ve adalet arayışı çabaları nihayet demokratik ülkelerde sessizliği bozdu, Uygur halkının kolektif acıları tanındı.
2020 Haziran’ında, Dünya Uygur Kurultayı Başkanı olarak, Miloşeviç davasında başsavcılık yapmış Geoffrey Nice’in liderliğinde bağımsız bir mahkeme kurulmasını resmen savundum. Çünkü Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı Uygurlar için işlemiyordu. Ekonomik imkânlarımız sınırlıydı, gönüllülüğe ve halkımızın fedakârlığına güveniyorduk. Tanıklarımızın bir kısmı, ailelerine yönelik Çin’den gelen tehditler nedeniyle son anda ifade vermekten vazgeçti. İfade verenler ise ailelerinin Çin’de derhal baskıya uğradığını gördü. Çin hükümeti mahkemeyi karalamak ve süreci sabote etmek için yoğun bir kampanya yürüttü.
Tüm bu engellemelere rağmen mahkeme çalışmalarını başarıyla tamamladı. Kararları demokratik ülkelere, parlamentolara ve uluslararası kurumlara ilettik. Sonuçta Amerika öncülüğünde on ülke parlamentosu ve Avrupa Parlamentosu Uygur soykırımını tanıdı. Bir yıl sonra BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Çin’in eylemlerinin ‘özellikle insanlığa karşı suç’ teşkil edebileceğini vurgulayan tarihi raporunu yayımladı. Uygur Mahkemesi bu süreç için temel bir kaynak niteliğindeydi. Biz Uygur soykırımını tanıyan devletlerin bunu yalnızca sembolik düzeyde bırakmayıp Uygurların haklarının korunması için somut adımlar atması gerektiğini yeniden hatırlatıyoruz.”
Uygur Hareketi Başkanı ve Dünya Uygur Kurultayı İcra Komitesi Başkanı Ruşen Abbas da konuşmasında şunları söyledi:

“Bugün, 9 Aralık Uygur Soykırımı Anma Günü vesilesiyle hakikat ve adalet için, soykırımı durdurmak için bir araya geldik. Uygur Mahkemesi’nin kararından sonra birçok demokratik ülke Uygur soykırımını tanıdı, Birleşmiş Milletler Çin’e karşı soykırım ve insanlığa karşı suç raporu yayımladı. Ancak dört yıl geçmesine rağmen Çin’in soykırımı devam ediyor. Milyonlarca Uygur tutuklandı, kadınlar zorla kısırlaştırıldı, erkekler köle emeği için kamplara ve fabrikalara taşındı. Aileler parçalandı, çocuklar kimliksizleştirilerek asimilasyona uğratıldı. Çin, sahte videolar ve çarpıtılmış anlatılarla soykırımı inkâr etmeye çalışırken, ulusötesi baskıyla diasporadaki Uygurların sesini kısmaya uğraşıyor. Doğu Türkistan, 21. yüzyılın soykırım modelinin bir test alanına dönüştü. Uygur Mahkemesi’nin ‘ırkçı soykırım’ kararı uluslararası topluma bir uyarıydı; fakat dünya kamuoyu hâlâ Çin’in tehdidine karşı etkili bir adım atmış değil. Bu mücadele yalnızca Uygurlar için değil, küresel anlamda demokrasi ve özgürlüğün savunulması için de hayati bir mücadeledir.”

Uygur İnsan Hakları Projesi Direktörü ve Dünya Uygur Kurultayı Yüksek Danışmanı Ömer Kanat ise, Uygur Mahkemesi’nin tamamlanmasında UHRP’nin hazırladığı raporların büyük rol oynadığını belirtti. Kamp tanıkları Kalbinur Sidik, Gülbahar Celilova, Zumrat Davut, Tursunay Ziyavuddun, Mihrigül Tursun ve Ömer Bekali gibi isimlerin ağır baskı ve tehditlere rağmen tanıklık yapmasının kritik önem taşıdığını vurgulayarak hepsine saygılarını sundu. Konuşmasını, “Demokratik ülkeler Çin’e karşı somut adımlar atmalı” çağrısıyla tamamladı.
Dünya Uygur Kurultayı Gençlik Komitesi Müdürü Rizvanay İlham da konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“İsviçre Uygur Cemiyeti temsilcisi ve Dünya Uygur Kurultayı Gençlik Komitesi Müdürü olarak burada bulunmaktan gurur duyuyorum. Bağımsız Uygur Mahkemesi’nin soykırım kararı yalnızca hukuki bir hüküm değil, uluslararası topluma acil bir çağrıdır. Bu mesele yalnızca demokratik devletlerin Uygur soykırımını tanımasıyla sınırlı değil; aynı zamanda bu devletlerin kendi demokratik sorumluluklarını yerine getirme zorunluluğunu da içeriyor. Amerika öncülüğündeki demokratik ülkeler, zulme uğrayan Uygurları korumalı, soykırım faillerini hesap vermeye zorlamalı ve köle emeğine bulaşan şirketlere karşı yaptırımlar uygulamalıdır. Sözlü endişelerin ötesine geçip somut eylemlere ihtiyaç var.”

Toplantının sonunda Amerika Uygur Birliği Başkanı Misran Dolan da söz alarak, son sekiz yılda Uygurların tarihte benzeri görülmemiş bir zulme maruz kaldığını, özgürlük ve adalet için mücadele etmeye devam ettiklerini belirtti. Uygur teşkilatlarının yalnızca Uygurların sesini dünyaya duyurmakla kalmayıp genç Uygur nesillerinin yetişmesi için çalışması gerektiğini, diasporada büyüyen gençlerin gelecekteki mücadelede kritik bir rol üstleneceğini vurguladı.
Basın toplantısına Uygur teşkilatlarının liderleri, aydınlar ve Amerikalı destekçiler olmak üzere 40’tan fazla kişi katıldı.


