Avrupa Birliği (AB), Batı Balkan ülkelerinin uzun süredir devam eden üyelik süreçlerini hızlandırmak için yeni adımlar atmaya hazırlanıyor. Birlik, özellikle son yıllarda bölgede artan Rusya ve Çin etkisine karşı Batı Balkan ülkelerini Avrupa entegrasyonuna daha güçlü şekilde bağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, üyelik müzakerelerinde daha hızlı ilerleme sağlanması gerektiğini vurguladı.
Karadağ’ın Tivat kentinde düzenlenecek AB-Batı Balkan Zirvesi öncesinde Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da açıklamalarda bulunan Costa, aday ülkelerde giderek artan hayal kırıklığı hissinin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Üyelik sürecinin uzun yıllardır devam etmesinin halklarda ve siyasi liderlerde umutsuzluğa yol açabileceğine dikkat çeken Costa, bunun Avrupa Birliği ile aday ülkeler arasındaki güven ilişkisini zedeleyebileceğini ifade etti.
Altı Ülke Uzun Süredir Aday Konumunda
AB’nin üyelik perspektifi sunduğu Batı Balkan ülkeleri arasında Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Kosova, Sırbistan ve Karadağ bulunuyor. Ancak bu ülkelerin hiçbiri henüz tam üyelik için gerekli tüm kriterleri karşılayabilmiş değil.
AB mevzuatına uyum sürecinde aday ülkelerin, hukukun üstünlüğü, temel haklar, adalet sistemi, ekonomi, çevre, tarım ve balıkçılık gibi çok sayıda alanda kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerekiyor. Toplam 35 müzakere faslının tamamının açılıp kapatılabilmesi için ise Birliğin 27 üyesinin oybirliğiyle onay vermesi şart.
Yetkililere göre Karadağ ve Arnavutluk, diğer aday ülkelere kıyasla üyelik yolunda daha ileri bir aşamada bulunuyor. Bu iki ülkenin önümüzdeki yıllarda üyelik konusunda önemli ilerlemeler kaydedebileceği değerlendiriliyor.
Rusya ve Çin Faktörü
Brüksel’in Batı Balkanlar’a yönelik ilgisinin artmasının arkasında jeopolitik nedenler de bulunuyor. Özellikle Rusya’nın bölgedeki tarihsel nüfuzu ve Çin’in son yıllarda altyapı yatırımlarıyla güçlenen ekonomik etkisi, Avrupa Birliği’nin dikkatini çekiyor.
AB yetkilileri, Batı Balkan ülkelerinin Avrupa kurumlarıyla daha sıkı bütünleşmesinin hem bölgesel istikrarı artıracağını hem de dış aktörlerin nüfuz alanını sınırlandıracağını düşünüyor. Bu nedenle Brüksel, reformların hızlandırılması karşılığında mali destek programlarını ve siyasi iş birliğini genişletmeyi planlıyor.
Batı Balkan ülkelerinin yanı sıra Ukrayna ve Moldova da Avrupa Birliği üyeliği için müzakere sürecinde bulunuyor. Buna karşılık Türkiye’nin üyelik süreci son yıllarda durma noktasına gelmiş durumda.
Karadağ’daki Zirvede Kritik Görüşmeler
Karadağ’ın sahil kenti Tivat’ta gerçekleştirilecek zirvede AB üyesi ülkelerin liderleri ile Batı Balkan liderleri bir araya gelecek. Toplantının temel gündem maddesi, üyelik müzakerelerinin daha etkin ve hızlı yürütülmesi olacak.
Antonio Costa, genişlemenin artık uzak bir hedef olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Genişleme bir ütopya değil” mesajı verdi. Avrupa’nın geleceğinin Batı Balkanlar’ı da kapsadığını savunan Costa, mevcut metodolojinin geliştirilerek daha somut sonuçlar üretecek hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
AB yetkilileri, aday ülkelerin reform performansına göre daha fazla mali destek ve siyasi teşvik verilmesini de değerlendiriyor.
Sırbistan’a Reform Uyarısı
Costa’nın ziyaret programındaki son durak Belgrad oldu. Burada Aleksandar Vucic ile görüşen AB Konseyi Başkanı, Sırbistan’ın üyelik sürecinde ilerleme kaydedebilmesi için demokratik reformları hızlandırması gerektiğini vurguladı.
AB, özellikle yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve seçimlerin adil koşullarda gerçekleştirilmesi konularında Belgrad yönetiminden daha somut adımlar bekliyor. Costa ayrıca, demokratik standartlarda yaşanabilecek gerilemelerin ülkenin yaklaşık 1,5 milyar euroluk AB fonlarına erişimini riske atabileceği uyarısında bulundu.
Sırbistan’ın Avrupa Birliği dış politikasıyla daha uyumlu hareket etmesi gerektiğini belirten Costa, üyelik yolundaki ilerlemenin büyük ölçüde Belgrad yönetiminin göstereceği siyasi iradeye bağlı olduğunu ifade etti.
Kosova Sorunu Hâlâ Çözülmedi
Sırbistan’ın üyelik sürecindeki en önemli engellerden biri de Kosova ile yaşadığı anlaşmazlık olarak görülüyor. AB, hem Sırbistan’ın hem de Kosova’nın Avrupa entegrasyonunda ilerleyebilmesi için iki taraf arasındaki ilişkilerin normalleşmesini şart koşuyor.
Kosova, 2008 yılında bağımsızlığını ilan etmiş olsa da Belgrad yönetimi bu bağımsızlığı tanımıyor. Taraflar arasında yıllardır devam eden diplomatik kriz, Avrupa Birliği’nin arabuluculuk girişimlerine rağmen kalıcı biçimde çözülebilmiş değil.
Rusya’ya Yaptırım Uygulamayan Tek Avrupa Ülkesi
Sırbistan’ın AB ile yaşadığı görüş ayrılıklarının bir diğer önemli başlığı ise Rusya politikası. Ukrayna savaşının başlamasından sonra Avrupa ülkelerinin büyük bölümü Moskova’ya yönelik yaptırımlar uygularken, Sırbistan bu yaptırımlara katılmayan tek Avrupa ülkesi olarak öne çıkıyor.
Belgrad yönetimi, Rusya ile tarihsel ve ekonomik bağlarını sürdürürken aynı zamanda Çin ile ilişkilerini de geliştirmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Vucic’in son dönemde Çin’e yaptığı ziyaretler de Brüksel tarafından yakından takip ediliyor.
İç Politikada Protestolar Sürüyor
Öte yandan Vucic yönetimi son aylarda iç politikada ciddi baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Kasım 2024’te ülkenin kuzeyinde meydana gelen ve 16 kişinin yaşamını yitirdiği tren istasyonu kazasının ardından başlayan protestolar, özellikle gençlerin öncülüğünde ülke geneline yayılmış durumda.
Muhalif gruplar hükümeti yolsuzluk, kötü yönetim ve demokratik standartların gerilemesi nedeniyle eleştirirken, Vucic ise reformları “yeni bir coşkuyla” sürdüreceğini ve ülkesini Avrupa Birliği yolunda tutmaya kararlı olduğunu belirtiyor.
Karadağ’daki zirvenin, hem Batı Balkan ülkelerinin Avrupa perspektifi hem de bölgenin gelecekteki siyasi yönelimi açısından kritik kararların tartışılacağı önemli bir platform olması bekleniyor. Avrupa Birliği’nin genişleme politikasına yeniden ivme kazandırma çabalarının önümüzdeki dönemde somut sonuçlar verip vermeyeceği ise aday ülkelerin reform performansına ve Birlik içindeki siyasi uzlaşının devamına bağlı olacak.


